Ana sayfa Zootekni ve Hayvan Besleme Hayvan Besleme ve Bes. Hastalıkları Yem Hijyeni

Yem Hijyeni

151
0

ÖZET

Hayvanların yaşamsal ve üretim faaliyetlerinde bulunabilmeleri için kaliteli yemlerle beslenmesi gerekir. Hayvancılık faaliyetleri içerisinde maliyet kapsamında %70- 80 paya sahip olan bu girdinin en iyi şekilde kullanmak ve yüksek oranda yararlanmak için hijyenik kalitesinin iyi sağlıklı ve temiz olması gerekir. Bu amaçla aşağıda kemirgenler, kuşlar, böcekler ve mikroorganizmalarla mücadele, yemlerde bulaşıklığın önüne geçilmesi ve korunma yollarını anlatılmaktadır.

GİRİŞ

 Hayvanların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmeleri ve verim sağlayabilmeleri için ihtiyaç duyulan besin maddelerini sağlayan ve hayvan sağlığını olumsuz yönde etkilemeyen maddelere yem denmektedir. Yemlerin hijyenik sağlıklı temiz olması gerekmektedir. Yem kalitesi 3 madde üzerinde durulur. Bunlar yemin sağlığa uygun olup olmadığı, yemin besleyici değeri ve tüketicinin isteğidir.

Yemde bozulma sıklıkla mikroorganizmalar ve hayvansal zararlılar tarafından meydana getirilir. Bozulan yemlerde besin madde içeriği önemli derecede değişir. Bozulmuş ya da kontamine olmuş yemlerle beslenen hayvanlarda akut yada kronik hastalıklar meydana gelmektedir. Hayvansal veya bitkisel yemlerin belli bir bekleme süresi vardır. Hijyenik olmayan yemlerin karma yem üretiminde kullanılması kalitesiz ve sağlıksız yem üretilmekte böyle yemleri tüketen hayvanlarda hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

Yem maddelerinde fare sıçan gibi kemirgenlerin olması bulaşıklığa sebeptir ve birçok hastalığın taşınmasına neden olur.

Küften zarar görmüş yemler büyük problemler teşkil eder. Küften bulaşık ve de mikotoksin üremiş yemlerle beslenen hayvanlarda performans düşmesine, hastalanmasına ve ölümlerine neden olabilir.

Hayvancılık işletmelerinde maliyetin %70- 80’lik kısmı yem giderlerini oluşturmaktadır. Bu oranın hayli yüksek oluşundan dolayı yemden en iyi şekilde kullanmak ve yüksek oranda yaralanmak için hijyenik kalitesinin iyi sağlıklı ve temiz olması gerekir.

1- BÖCEKLER

      Yemlere yaklaşık 100-150 kadar böcek türü vardır. tane vardır. Bu böcekler kınkanatlılar ve bunların güveleridir. Kısa sürede çok fazla sayıya ulaşırlar. Bu böcekler tane ve hayvansal yemlere zarar verirler. Böcekler %12-14 nemde hızla çoğalırken düşük nemli ortamda fazla üreyemezler. Üremelerinde nem önemli bir faktördür. Optimum sıcaklık 21-27 C’dir. Düşük sıcaklıklarda yumurtlama oranları düşmektedir. Yüksek sıcaklıkta ise ölüm ve popülasyonunda azalma gözlenir.

Tahıl ve ürünlerine içten zarar veren türler

      Gelişme dönemlerini tahıl tanelerini içerisinde geçirirler. Tahıl bitleri olarak isimlendirilen bu grup (pirinç biti, buğday biti, mısır biti, ekin kanbur biti ve arpa güvesi) tane içinde veya kırılmış tane üzerinden beslenerek tanenin besin kaybına ve zararına neden olurlar. Böceklerle bulaşık yem bölgesinde ısı ve nemin artışına bağlı olarak küf ve mantarlarının üremesine neden olurlar.

 Tahıl ve ürünlerine dıştan zarar veren böcekler

Bu böcekler gelişme dönemlerini işlenmiş ürünlerde geçirirler. Bu grup böcekler ( un bitleri, tahıl bitleri, kuru meyve güveleri) kabaca öğütülmüş yada kırılmış tanelerde yoğunlukla bulunur.

2-KEMİRGENLER

      Kemirgenler önemli miktarda tane yem tüketseler de önemli olan hastalık taşımaları ve kontaminasyona neden olmalarıdır. Fabrikalarda çuval, torba vb. maddelere zarar vererek ekonomik kayba neden olurlar. Gündüzleri faal halde bulunan kemirgenler geceleri aktiftirler. Yem çuvallarını, yem balya iplerini, elektrik       kablolarını kemirerek hem yemlerin dökülüp saçılmasına hem de elektriğe bağlı yangınların ortaya çıkmasına neden olurlar.

3-KUŞLAR  

      Kemirgenler gibi önemli derecede tahıl tane yem tüketirler. Besicilikte önemli ekonomik kayıplara neden olurlar bunun yanında hastalık etkenlerinin taşınmasına neden olur. İşletmelerin iç ve dış ortamlarına yuva yaparak hem göze hoş gitmeyen kirlenme hem de kuş pisliklerinin hastalık kaynağı oluşturmasıdır.

5-İNSANLAR

İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek sağlık koruma problemlerini oluştururlar. Personelin davranış eksikliği bilgisizliği ve hijyene riayet etmeden çalışması sonucu ortaya çıkmaktadır.

6-MİKROORGANİZMALAR

Yemlerdeki mikroorganizmaların en önemli gruplarını bakteriler, küf mantarları ve mayalar oluşturmaktadır. Yemlerin bileşimine yüksek oranda giren buğdaygillerin yoğun karbonhidrat içerdiğinden mikroorganizmalar için iyi bir besi ortamıdır

7. BAKTERİLER

Tek hücreli ilkel canlılar olup her yerde bulunurlar ve yarıya bölünerek çoğalırlar. Uygun olmayan koşullarda spor oluşturarak yaşamlarını sürdürürler. Yemlerde kontaminasyon -unsurudur. Yemlerde kullanılan hayvansal orjinli et-kemik unu, et unu gibi protein kaynakları salmonella ile kontamine olabilmektedir.

8. MANTARLAR

      Maya ve bakterilere benzemektedir. Bakterilerden farkı hem çok hücreli oluşu hemde gerçek çekirdekli olmaları ile ayrılır. Mantarlarda çoğalan hücreler mycel şeklinde birbirine bağlanarak çoğalırlar. Klorofil bulundurmazlar. Mantarların spor formu hemen her yerde bulunur. Spor formu uygun koşullarda üreyerek vejatatif forma geçer ve hızlı şekilde çoğalırlar. Çoğalmaları sonucu bazı mantarlar metabolit olarak ortama mikotoksin adı verilen madde üretirler. Mikotoksin  havyanlar ve insanlar için toksik bir maddedir.

Mantarlar tarafından üretilip yemlerde bulaşıklık yaratan başlıca mikotoksinler

Aflatoksinler

Başlıca aspergillus flavus ve aspergillus parasiticus tarafından üretilmektedir. Aflotoksinler B1, B2, G1, G2, M1, M2, olmak üzere 6 gruba ayrılır. En çok yemler de bulunan, Aflatoksin B1’dir. Isının 25- 32 derece ve  %15 nem miktarı bulunan ortamlarda kolay üreyerek mikotoksin sentezlerler. Isı işlemlerine oldukça dayanıklıdırlar. Mikotoksinli yemleri tüketen hayvanlarda alınan miktara göre kanatlılarda yumurta veriminde ve kalitesinde bozukluk, ruminatlarda yem tüketimi ve süt veriminde azalma döl verim bozuklukları, Rumen hareketlerinin bozulmasına neden olur. Toksin hayvanların süt ve yumurtalarına geçer.

  Okratoksinler

      Aspergillus ochraceus ve penisilyum viridicatum olmak üzere iki tür tarafından sentezlenir. Yemlerde en çok bulunan okratoksin A ve B’dir. Önemli özelliği soğuk iklimli bölgelerde üretilen tahıllar ve bunlardan elde yemlerde doğal olarak bulunabilir.Alınan toksinin miktarına göre tavuklarda yemden yararlanma oranında düşüklük, yumurta üretiminde durmalara neden olur.

Trikotesenler

Yemlerde önemli olarak T-2 toksin, nivenelol, deoksinivenenol (vomitoksin) bulunmaktadır. Fusarium, trichoderma, cephalosporim gb birçok tür tarafından sentezlenmektedir. Fusarium türü mantarlar önemlidir. Geç hasat edilen tahılların soğuk ve yağışlı geçen sonbahar aylarından sonra ambarlarda depolanırken sıklıkla meydana gelmektedir. Hayvanlarda hareketsizlik, ishal, rektal kanamalara, ağızlarında nekrotik lezyonlara neden olmanın yanında tavuklarda yumurta veriminde azalmalara, yemden yararlanma oranlarının azalmasına neden olur.

Zearalenon

      Fusaryum roseum ve diğer fusaryum türleri tarafından oluşturulan bir mikotosindir. Mısır bu mikotoksinin en önemli kaynağıdır. Hasat edilen tahılların nem miktarını yüksek oluşu, kötü koşullarda tutulması, biçim zamanın birkaç hafta geciktirilmesi gibi durumlar  zearalenon  üreten mantarların artışına neden olur. Zearalenon içeren yemleri tüketen hayvanların et, süt yumurtalarına toksin geçmektedir. Zearalenon östrojenik bir toksindir.  Bunları uzun süreli tüketen hayvanlarda meme ve vulva ödemleri, fertilite bozuklukları, kızgınlık göstermeme veya sık gösterme gibi belirtiler ortaya çıkar.

C- MAYALAR

Mantarlar içerisinde incelen mayalar hücre çeperinde kitin yerine hemiselüloz içermeleri nedeniyle mantarlardan ayrılmaktadır. Tek hücrelidir ve esnek yapıya sahiptir. 0ksijenli ortamlarda iyi ürerler.

YEMLERDE MİKROORGANİZMAL BULAŞIKLIĞI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  1. Yemlerde mikroorganizma sayısı ve türü

Normal koşullarda yem ham maddeleri ve karma yemlerin her gramında mantar sayısı 1000 bakteri sayısı ise 10.000 üzerine çıkmaması gerekir. Uygun olmayan koşullarda depolanma sonucu mikroorganizma sayısı 10 katına ulaşır.

Bitkisel kökenli yemlerde rastlanan gram negatif bakteriler Pseudomonadaceae, Achromobacteriaacea ve Entorobacteriaceaeler sayılabilir. Gram pozitif bakterilerden ise Lactobacilleceae ve streptomycetaceae familyaları Cellulomonas, Arthrobacter cinsleri, saprofit Microbactericea sayılabilir.

Mantarlar, buğdaygillerin hasatından hemen önce epidermis altına yerleşir. Özellikle Aspergillus ve penicillium türleri bu mantarlara örnektir.

Mayalardan ise Rhodotorulo, Sporobolommyces, Candida türleri yer almaktadır. Havada çok kolay uçabildiklerinden bu tür mayaları hayvansal organizmalarda da görmek mümkündür.

Yemlerde hastalık yapan mikroorganizmalar arasında E. Coli,   Salmonella,  Clostridium ve Staphylococcus türleri yer almaktadır.

  1. Yem maddesinin türü

      Değişik yöntemlerle üretilen değişik yemler farklı türde ve farklı sayılarda mikroorganizma içerir. Buğdaygil yemlerinde çok bulunurken; baklagiller, küspeler, kabuk ve kavuzlar bu bakımdan daha düşük değer verirler. Yağsız süt tozu, yeni üretilmiş hayvansal kökenli yemler ve her türden pelet yemler en düşük düzeyde mikroorganizma içerir.

Bitkisel kökenli yemlerdeki bozulma nedenleri şöyle sıralanabilir.

  • Zamanında yapılamayan hasat sonrası tanelerin uzun süre tarlada kalması veya fazla nem içeren yemlerin depolanmasıyla oluşur.
  • Yüksek miktarda azotlu gübre kullanımı verimi arttırır fakat depoda çimlemelere yol açar.
  • Buğdaygillerin kuruması için uzun süre beklemesi yada çuvallarda çimlenmesi sonucu kızışmanın oluşması sonucu yemde bozulma oluşur.
  • Yemlerin saklandığı depoların yeni ürün konmadan önce temizlenmemmiş olması nedeniyle bir önceki yemden kalan mikroorganizmalarla tekrar kontamine olur.
  • Tanelerin içerdiği ya da ortamın nem miktarını yüksek oluşu mikroorganizmaların çoğalıp üremesine neden olur.
  • Ortamın pH’sının ve karbondioksit düzeyinin mikroorganizmalar için uygun oluşu üremenin hızlı oluşuna yemlerin bozulmasına neden olur. 
  1. Çevre ve depolama koşulları
  • Ortamın ısısı

Yemlerde bulunan bakteri ve mantarlar genellikle 0- 46 santigrat derece arasında geniş bir sıcaklık aralığında etkili olurlar. Mantarların üredikleri uygun sıcaklık  20- 30 santigrat arasında değişmektedir.

  • Yemin nem düzeyi

Mikroorganizmaların üreyebilmeleri için çevre koşulları arasında nem başta gelir. Yemlerde %9 altında nem olması bulaşıklık riskini son derece azaltır. Nem miktarının %13- 16 düzeyleri arasında olması yemlerin kolaylıkla bozulmasına neden olur.

  • Depolama süresi

Mikroorganizmal etkinliğin başlaması için yemlerdeki besin maddelerin yıkımlanması gerekir. Besin maddelerinin yıkımı sonucu su ve ısının açığa çıkmasıyla mikroorganizmaların çoğalması zamanla hız kazanır. Bu nedenle özellikle karma yemlerin depolama süresinin kısa tutulması gerekir.

  • Temizlik

Samanlık ve yem depoları, bir önceki depolamadan geriye kalan yemlerde aşırı derecede çoğalmış mikroorganizmalardan zengindir. Bu durumda yeni gelen yemleri depoyu temizlenmeden konulursa yemler bulaşık hale geçer.

 

MİKROBİYEL BULAŞMANIN ETKİLERİ

 

  1. Bakterilerin etkisi

Bakteriyel bozulma üç aşamada incelenir. Birinci basamakta bakteriler önce kendileri hücre içi maddeleriyle hayvana zararlı etkiler yapabilirler. Yemlerle beraber mideye giren bakteriler önce HCL ve pepsin sayesinde parçalanır. Sonra safra asiti ve bağırsakta salgılanan proteazlar etkisiyle parçalanmaya devam eder. Parçalanan ürünler kanada geçerek hayvanda ateşin yükselme nedenle olur. Bağırsak florasını bozulmasına bağlı olarak  patojen bakteriler ürer ve osmatik basıncın artmasıyla dokulardan bağırsaklara su geçişi artar Hayvanda  ishal meydana gelir.

Yemlerin bozulmasındaki ikinci basamak,  mikroorganizma sayısının çok yüksek olmasıyla ortaya çıkar. Yüksek oranda bulaşık yemi yiyen genç hayvanlarda Gastrointestinal hastalıklara yakalanma oranı artırır. Bakteri metabolizma artıkları olan putresin, kadaverin hayvanlarda alerjik reaksiyona neden olur.  Yemlerde bulunan vitaminlerin parçalanmasıyla da verim kayıpları gözlenir.

Bozulmanın üçüncü aşamasında mikroorganizma sayıları en yüksek değere ulaşmıştır. Yemlerde bulunan besin maddeleri metabolizma artıkları ve hücre içi enzimlerin etkisiyle tamamen parçalanır. Ortamda amonyak ve hidrojen peroksit miktarı artar. Bu yemleri tüketen hayvanlarda ise besin maddesi eksikliğine bağlı olarak gelişmede gerilemeler hatta ölümler şekillenebilir.

 

  1. Mantarların etkisi

            Küfler yemlerdeki besin maddeleri tüketir ve besin madde kaybına neden olur. Yemlerden aldıkları besin maddeleri ve enerjiyle birlikte mantarlar bir yandan yaşamlarını sürdürürken diğer yandanda hücre içi metabolik olaylar sırasında bazı maddelerin sentezinde bulunurlar. Bunlar;

  • Buğdaygil, baklagil, ve yağlı tohumlarda siyanik asit oluşumuna
  • Ortama salgıladıkları penisilin ve diğer antibiyotiklerin yemlerle alınması sonucu antibiyotiklere karşı direnç oluşumu gözlenir.
  • Aspergillus fusarium ve penicilium türü mantarların metabolizmaları sonucu oluşturdukları mikotoksinlerin alınmasıyla mikotoksiozis oluşumu gözlenir.
  1. Mayaların etkisi

            Bazı mayaların fazla alınmasıyla hastalıklar oluşabilir. Bazı mayalar ise alındıktan sonra yıkımlanarak esansiyel aminoasitlere ve B grubu vitaminlere parçalanarak hayvanlara yarar sağlar. Mayaların bu şekilde işlem görmeleri zarardan çok yarar sağlar. Fazla alınmasıyla ishal şekillenmektir.

YEMLERDEKİ MİKROBiYOLOJİK TANI

Yem hakkında fikir veren bazı basit yöntemler vardır. Yağmurdan sonra zarar görmüş buğdaygil tanelerinin koyu renkli bir kabuğa sahip olması bize mikrobiyel bulaşıklıklığın olduğununa dair fikir verebilir. Mikroskop altında filizlenme veya harman makinasından ileri gelen zararlar belirlenebilir. Yemlerde bulunan mikroorganizmaların tür ve miktarlarının mikotoksikolojik ve mikrobiyolojik yöntemlerle incelenmesi daha gerçekçi bir yaklaşımdır.

 

YEMLERİN MİKROBİYEL BOZULMADAN KORUNMALARI İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

       Hasat öncesi alınması gereken önlemler

  • Bölgeye adapte olmuş bitkiler ekilmelidir.
  • Toprak en iyi şekilde işlenmelidir.
  • Münavebeli ekim yapılmalıdır.
  • Bilinçli ve yeterli gübreleme yapılmalıdır.
  • Sıkışık ekimden kaçınılmalıdır.
  • Hasat öncesi ve hasat zamanında düzenli insektisid ilaçlaması yapılmalı.
  • Tane yemler erken hasat yapılmamalı. Uygun zamanda hasat yapılmalı, hasat edilmiş bitkiler yağmurda bırakılmamalı
  • Kaliteli ve dirençli tohum türleri kullanılmalı.                      

 Hasat sonrası ve depolamada alınması gereken önlemler

  • Kaba yemlerin kurutulmasında bölgeye göre uygun kurutma yöntemleri seçilmeli.
  • Ahır içerisinde depolanmamalı ve hayvanların barınaklarından uzak yerlerde muhafaza edilmeli.
  • Yemlerin depolanma yerleri zemini sert, nemsiz, aydınlık, havalandırılabilen yerler olmalı.
  • Yeni yemler konmadan önce depolar temizlenmeli.
  • Depoların ısısı yüksek olmamalı.
  • Depolara konulacak tahılların nem miktarı %12 altında, küspelerin ise daha düşük nemde bulunması gerekir.
  • Torbalanmış yemler düzenli bir şekilde istiflenmeli, ürünler ile duvar ve tavan arasında 45-50 cm mesafe olmalıdır. Zeminden ise 15-20 cm yükseklikte depolanmalıdır.
  • Yem çuvalları istiflenirken 6-7 çuvaldan fazla üst üste istiflenmemelidir. Zemine tahta ızgaralar üzerine depolanmalıdır.
  • Konservatif maddeler kullanılarak (asetik asit,propiyonik asit, formik asit gb ) yemler antifungal etkileriyle yemlerde mantarlara karşı kullanılabilir.

 YEMLERDEKİ MİKOTOKSİNLERİN ZARARSIZ HALE GETİRİLMESİ 

      Fiziksel yöntemler

  • Yıkanarak ya da flotasyonla küflü yemler sağlamlardan ayrılabilir.
  • Yüksek ısı kullanılabilir.
  • Elektronik göz sistemi kullanılabilir.
  • Etenol, aseton gibi organik çözücüler kullanılabilir.
  • Gün ışığında ya da ultraviyole altında muamele edilebilir.
  • HSCAS, zeolit kaolin gibi yüzeyde tutucu adsorban maddeler kullanılabilir.

      Biyolojik yöntemler

  • Bulaşık olan yemlerin sağlam olan yemlerle belli oranlarda karıştırılması
  • Yemin besleyici değerinin artırılması
  • Küf önleyici maddeler kullanılarak mikotoksin oluşumunun engellenmesi

Kimyasal yöntemler

  • Hidrojen peroksit
  • Klorin gazı
  • Sodyum hidroksit
  • Hidroklorik asit
  • Asetik asit gibi maddeler kullanılarak mikotoksin bulunan yemlerin toksitesinin azaltılıp yemin kullanılabilir yönteme getirilmesi

 

YEMLERDEKİ BAKTERİLERİN ZARARSIZ HALE GETİRLMESİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER 

      Fiziksel yöntemler

  • Yemlere farklı sürelerde farklı ısılar uygulamak
  • Yemin basınç altında ısıtılması
  • Peletleme ile patojen mikroorganizma sayısı azaltma
  • Düşük sıcaklıkta uzun süre tutma ( 85 ‘C en az 5 dk )
  • Yüksek sıcaklıkta uzun süre tutma (110-160 ‘C en az 1-2 sn)

      Kimyasal yöntemler

  • Organik asitlerin kullanılması

 

SAĞLIK KORUMA VE ZARALI KONTROLÜNDE KULLANILAN YÖNTEMLER 

  1. Denetim

Bu tip yoklama ve denetimler, kemirgenlerin olup olmayışı, tanelerin zararlı böceklerle bulaşık olup olmadığına, mikotoksin durumu gibi durumları ortaya çıkarmak için kullanılır. Materyalden belirli örnekler alıp fiziksel muayene yapılabilir bozulmuş mu, küflü mü gibi durumlar değerlendirilir. Günümüzde artık HACPP sistemi önemli rol oynamaktadır. HACCP planı dahilinde;

-Yem maddelerinin girdiği yer

-Yem maderlinin toplandığı yer

-Yemlerin işlem gördüğü kaplar

-Pişiriciler

-Üretilen yemlerin depolandığı yerler

-Boşaltma gibi sistemler araştırılır ve incelenir.

  1. Bakım ve düzenin sağlanması

      Bakım ve düzen,  zararlıları kontrol altında tutmak ( böcek, kemirgen, mikroplar, kuşlar) için en etkili yöntem olup buda iyi bir yönetim ve denetimle sağlanır.

  1. Fiziksel ve mekanik yöntemler

Havalandırma tesisatını çalıştırılarak depolanmış tanelerin sıcaklığını böceklerin gelişmesi için elverişli sıcağın altına düşürerek böceklerde ileri gelen zararların önüne geçilebilir. Yine ortamın nem miktarının azaltılarak (%13-14) mantarların üremesi engellenmesi sağlanır. Makinelerde yoğunlaşmanın önlenmesinde etkili yoldur. Kemirgenler, kuşlar gibi zararlıların giriş ve çıkışını zorlaştıracak yöntemlerin alınması en basit fiziksel yöntemlerden biridir.

  1. Kimyasal uygulamalar

Tane korucusu yüzey spreyleri, sis ya da duman halinde püskürtme ile uygulanan iksektisid ilaçlar, buhar oluşturan fumigantlar kullanılmaktadır. Fakat yapılan araştırmalar ve bunların sonucu sakıncaları oldukları belirlenmiştir.

a)Kontak insektisidler

Tane koruyucuları olarak bilinmektedir. Depoda bulunan tahıllara uygulanmaktadır

b)Fumigantlar

Katı sıvı gaz olarak uygulanabilir. Toksiktir ve ilaçlamayı yapan kişilerin dikkatli kullanması gerekir. Uygulama sonrası 24 saat ortam pervaneler ve havalandırmalar kapatılarak ilacın etkimesi sağlanır.

      c)Rodensitler

Kemirgenlerin öldürülmesinde kullanılan ilaçlardır. İçerdi antikoagulan madde sayesinde kemirgenlerin sağa sola çarpmaları sonucu iç kanmadan ölümüne sebep olur. İnsanlar için oldukça zehirlidir ve dikkatli kullanılması gerekir.

d)Avisitler

Fabrikalarda ve depolarda kuşların kontrolünde kullanılan kimyasal bir yöntemdir. Uygulanması yönünden zorunlu değildir yükleme ve boşaltma alanlarının temiz ve düzenli tutulması kuş yuvalarının kaldırılması kuş giriş çıkışlarının önlenmesi yeterlidir.

 

YARALANILAN KAYNAKLAR  

  1. Yemler hijyeni ve teknolojisi Prof. Dr.Ergün  (8 Yazarlı)
  1. Veteriner hekimliğinde klinik toksikloji (Sezai kaya
  1. 3. Van yöresinde yetiştirici şartlarında depolanan kaba yemlerde aflatoksin

oluşumunun saptanması Murat DEMİREL,   Aytekin YILDIRIM

BİR CEVAP BIRAK