Propolis’in hayvan beslemedeki yeri

Propolis nedir ?

 

Propolis, bal arıları (Apis mellifera ) tarafından;

n  Bitkilerden toplanan reçinemsi maddelerin,

n  Arıların başlarında bulunan salgı bezlerinden salgılanan enzimlerle biyokimyasal değişikliğe uğratıp,

n  Bir miktar bal mumu karıştırarak oluşturdukları kovan içerisinde birçok amaca yönelik olarak kullanılan doğal bir üründür.

 

 

 

PROPOLiSiN YAPISI VE ÖZELLiKLERi

Propolis soğukta katı ve kırılgan, sıcakta ise yumuşak  ve çok yapışkan olup, 15–25 0C arasında ise mum gibi elastik bir yapıdadır. Suda az erirken, % 95’lik alkolde büyük ölçüde erir. Eter, kloroform, aseton ve diger organik çözücülerde kısmen erir.

Propolis, antibakteriyel , antifungal antiviral , antioksidan , antiinflamatör sitotoksik , immünomodülatör ,antiülser, lokal anestetik, antitümör, immünostimülatör gibi biyolojik aktiviteleri nedeniyle popüler bir ilaç olarak halk tıbbında, apiterapide, biokozmetikte ve ilaç sanayinde çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır .

Propoliste yer alan farmakolojik aktiviteye sahip en önemli bileşenler flavonlar, flavonoller ve flavononlar ile çeşitli fenolik maddeler ve aroma maddeleridir. Propolisin antibakteriyel etki gösteren aktif bileşenleri pinocembrin, galangin, kafeik asit, benzil ester, sakuraretin ve pterostilben’dir. Antiviral bilesenler kafeik asit, lutseolin ve kersetin içerir.

Propoliste bulunan bazı mineral maddeler son yıllarda yapılan araştırma sonuçlarına göre Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), Potasyum (K), Sodyum (Na), Demir (Fe), Bakır (Cu), Çinko (Zn) ve Mangan (Mn) olarak saptanmıştır.

Propolis örneklerinden belirlenen bileşik gurupları elde edildiği kaynağa göre değişebilmektedir . Bu guruplara ait tanımlanan bileşik sayıları ile propolisin yapısındaki maddeler ve miktarları aşağıdaki tablolarda görülmektedir.

Tablo 1. Propoliste Belirlenen Bilesik Grupları ve Sayıları (15).

 

 

Bilesikler                                                                                                             Tanımlanan Bilesik Sayısı (adet)

Flavanoidler                                                                                                                              38

Hidroksiflavonlar                                                                                                                      27

Hidroksiflavononlar                                                                                                                  11

Kalkonlar                                                                                                                                    2

Benzoik Asit ve Türevleri                                                                                                         12

Asitler                                                                                                                                          8

Esterler                                                                                                                                        4

Benzaldehit Türevleri                                                                                                                  2

Sinamil ve Sinamik Asit ile türevleri                                                                                        14

Alkoller, Ketonlar, Fenoller                                                                                                        8

Heteroaromatik Bilesikler                                                                                                         12

Terpen ve Sekuterpen ve Türevler                                                                                              7

Alifatik Hidrokarbonlar                                                                                                              6

Sekuterpen ve Triterpen Hidrokarbonlar                                                                                   11

Steroller ve Steroid Hidrokarbonlar                                                                                           6

Mineraller                                                                                                                                  22

Seker                                                                                                                                           7

Aminoasitler                                                                                                                              24

 

 

Tablo 2. Propolisin Yapısındaki Maddeler ve Miktarları (28).

 

Kısımlar                                                                                                                              Oran (%)

Balzam ve reçine                                                                                                                     50-70

Bitkisel mumlar                                                                                                                       30-50

Esansiyel yaglar                                                                                                                         10

Polen                                                                                                                                            5

Organik bilesikler ve mineraller                                                                                                  5

Hayvan beslemede propolisin kullanımı;

Son yıllarda bitkisel ve hayvansal üretim dallarında organik ürünlere olan talep artısıyla birlikte bazı kimyasalların kullanımının sınırlandırılması veya tamamen kaldırılması gündeme gelmiştir. Günümüz üretim sistemlerinin neredeyse vazgeçilmezi haline gelen bu kimyasallar, hayvansal üretimde yem katkı maddeleri olarak belirli oranlarda rasyonlara katılmaktadır. Rasyonlarda kullanılması zorunlu hale gelmiş olan bu yem katkı maddeleri mevcut üretim sistemi içerisinde vazgeçilemeyecek derecede önem arzetmesi, bunların birinci  kaynaktan doğal olarak nasıl ve hangi şekilde elde edilebileceği konusunda bilim insanlarını yeni araştırmalar yapmaya sevk etmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmaların yoğunlaştığı ürünlerden biri propolistir. Çünkü propolisin toksik olmayan alternatif bir madde olarak kullanılması, tüketiciler tarafından güvenle karşılanmaktadır.

Propolisin Antioksidan Etkisi;

Propolisin özellikle antioksidan etkisi kanatlılar üzerinde yapılacak olan yeni çalışmaların planlanmasına neden olmuştur . Nitekim kanatlılarda çevre, patolojik ve beslenme bozuklukları gibi stres durumları genellikle performanslarında bozulmaya neden olmaktadır. Sıcaklık stresi, ticari kanatlıları en çok etkileyen çevresel durumların basında gelmektedir. Bu nedenle, sıcaklık stresinin etkilerini minimize etmek için yem katkılarının rolü dikkat çekici olmuştur. Vitamin C, E ve flavanoidler gibi antioksidanların kullanımı sıcaklık  stresinin etkisini azaltmaktadır. Serbest radikal olarak adlandırılan oksidant moleküller hücrede normal metabolizma esnasında üretilirler. Lipid membranlarının oksidasyonu, lipit peroksidasyonuna ve onların neden olduğu hasara yol açarlar. Süperoksit dismütaz (SOD), katalaz (CAT), glutatiyon peroksidaz (GP) gibi enzimler savunma mekanizması sırasında üretilirler. Savunmada endojen antioksidan enzimlerin koruyucu etkilerine ilaveten diyetteki antioksidanların tüketimi büyük önem tasır. Diyetteki temel antioksidanlar Vitamin E, Vitamin C, karotenoid, flavanoid ve diğer polifenollerden oluşur. Sıcaklık stresinin zararlı etkisi hücresel savunma mekanizmasının büyüklüğü ile ilişkilidir. Özellikle savunma mekanizmasında hücresel antioksidan enzimlerin (süperoksit dismütaz ve glutatiyon peroksidaz gibi) önemi büyüktür ve bu enzimlerin yetersizliği veya enzim aktivitelerindeki azalmalar hücre bileşenlerinde onarılmaz hasarlara yol açabilir. Ancak yeme antioksidan katkılar yapıldığında hücresel savunma güçlenerek hasar minimize edilebilmektedir .

Propolis ve diğer antioksidan maddelerle yapılan çalışmalarda propolisin lipit peroksidasyonunu düşürdüğü ve serbest radikal oluşumunu azalttığı bildirilmiştir. Propolisin yapısında bulunan ve antioksidan olarak kullanılan flavanoidlerin lipit peroksidasyonunu önlediği bildirilmektedir. Flavanoidler, iz elementlerle veya radikallerle şelat yaparak antioksidan özellik göstermektedirler . Flavanoidler doymamış yağ asitlerini hücre membranında oksidantlara karsı askorbat gibi korudukları bildirilmiştir . Propolisin ana bileşenlerinden birisi olan kafeik asit fenil etil ester (CAPE), reaktif oksijen türlerinin üretimini bloklamaktadır. Propolisin  ratlarda Vitamin C ve E ile interaksiyonu ve antioksidatif aktivitesini in vivo olarak incelenmişdir. Ratlarda E Vitamini yetersizliği oluşturularak oksidatif stres yaratılmış ve propolisin iyileştirici etkisi in vivo olarak değerlendirilmiştir. Kontrol ve propolis grubuna Vitamin E’den yetersiz diyet yedirilmiştir. Deneme grubunun diyetine % 1’lik propolis katılmıştır.

Dokularda 4 ve 8 hafta sonunda vitamin E konsantrasyonları arasında önemli bir fark belirlenmemiştir. 4 hafta sonunda propolis grubunun plazma Vitamin C konsantrasyonu kontrol grubundan önemli oranda yüksek bulunmuştur. 8 hafta sonunda Vitamin C’nin doku konsantrasyonları incelenmiş ve böbrek, mide, ince barsak ve kalın bağırsakta propolis grubu yine kontrol grubundan önemli oranda daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar, propolisin bazı bileşenlerinin kan dolaşımına geçtiğini ve bir antioksidan olarak hareket ederek Vitamin C den tasarruf edildiğini ortaya çıkarmıştır. Yine 8 hafta sonunda propolis grubunda kalın bağırsakta lipit hidroperoksidasyon konsantrasyonu önemli oranda düşmüştür. Propolisin temel aktif bileşiklerinden olan kafeik asit fenil etil ester (CAPE)’in ısı ile yanık oluşturulan ratların plazmasındaki lipit peroksidasyon ve nitrik oksit düzeyleri üzerine etkisinin arastırıldıgı bir çalısmada, CAPE eklenen grubun süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesinin tüketilmesini önledigi, ksantin oksidaz aktivitesini inhibe ettiği, malondialdehit (MDA) ve nitrik oksit düzeyini düşürdüğü tespit edilmiştir.

Propolisin Antimikrobiyel Etkisi

Son yıllarda ruminant beslemede iyonofor antibiyotik ve probiyotik gibi hayvansal üretimi arttıran katkılarkullanılmaktadır. Ancak antibiyotikler Avrupa’da tüketici organizasyonları tarafından şiddetle tartışılan bir konu olmuştur. Ayrıca, hayvan beslemede rutin olarak kullanılan dört antibiyotik (zinc basitrasin, spiramycin, virginiamisin ve tylosin fosfat) Avrupa Birliği tarafından bakteriyel patojenlere rezistanslıklarından dolayı kanatlırasyonlarında yasaklanmıştır.

Propolisin insan tüberküloz basilini de kapsayan Gram pozitif bakterilere karşı antibakteriyel etkiye sahip olduğu bildirilmiştir. Sentetik antibiyotiklerin aksine, uzun süre propolis kullanımı zararlı bakterilerde direnç oluşturmamaktadır.Flavanoidlerin çok sayıda bakteriye karşı etkili olduğu bildirilmektedir.Antimikrobiyal etkisinde etanolik ekstratları önem taşımaktadır.Antimikrobiyal etkisi bakteriyostatiktir.

Flavonoidlerin yıkımlanma ürünleri rumende mikrobiyel metabolizmayı etkileyebilmektedir.Flavanoidlerin  rumende bakteriyel bölünmesiyle fenolik asitler üretilir.Fenilpropanoik asit ve fenil asetik asit Ruminococcus albusun büyümesini ve selüloz yıkımlanmasını arttırdığı rapor edilmiştir.Propolisin bileşimi, mevsimden mevsime, bölgeden bölgeye değişmektedir. Farelerde Salmonella enfeksiyonundan sonra patolojik değişikliklerde azalma sağladığı da propolisin bildirilen etkileri arasındadır. Ayrıca koçlarda ayak çürüğünün azalmasını sağladığı da bildirilmektedir.

Propolisin ANTİVİRAL etkisi

Propolisin antiviral etkisinin belirlendiği bir araştırmada Propoliste  bulunan flavonoidlerden krisin ve kaempfenolün Birkaç  herpes virüsü, adenovirüsler ve bir rotavirüsünün replikasyonunu kuvvetli bir şekilde önlediği saptanmıştır.

Propolisin Antikarsinojenik Etkisi

Propolisin bazı kanser türlerinde kullanımı yapısındaki sinamik asit ve terpenoidlerin sitotoksik aktivitesi ile ilgilidir.Bu yönüyle propolis bağırsak, böbrek, meme,burun ve farenks kanserinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.Propolisin  iki farklı dozunun kanser üzerine etkisi araştırılmış.

Bu  amaçla ilk üç hafta çeşitli kimyasal maddelerle kanser oluşturulmuş ve 33 hafta süresince diyete propolis % 0.1 ve % 0.01 düzeylerinde katılmıştır.Denemenin 36. haftasında hayvanlar uyutulmuş ve organların histopatolojik muayeneleri yapılmıştır.Meme karsinomlarının oluş sıklığı ve çeşitliliğinin propolis verilen gruplarda önemli oranda azaldığı rapor edilmiştir.Bu araştırma sonuçlarında düşük dozdaki propolisin meme karsinomlarını önleyici olarak uygulanabileceği bildirilmiştir.

 

Propolisin BESİ PERFORMANSI Üzerine Etkisi

Yem katkı maddesi olarak kullanılan propolisle ilgili yapılan çalışmaların bir çoğunda yem tüketimi, canlı ağırlık artısı ve yemden yararlanma üzerine yapısındaki flavanoid içeriği, lezzet arttırıcı olması ve antioksidan, antimikrobiyel gibi birçok faydalı özelliğinden kaynaklanan olumlu etkiler rapor edilmiştir. Ayrıca, buzağıların süt ile beslenmesinde karşılaşılan ishal problemlerinin, propolis kullanımı ile azaldığı da bildirilmiştir. Yapılan bir çalışmada japon bıldırcını karma yemlerine propolis katkısının karkas randımanını arttırdığı ortaya konmuştur.

 

HAZIRLAYAN : HAKAN SOYLU / MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ

KAYNAKLAR

  1. İsmail SEVEN, Taylan AKSU, Pınar TATLI SEVEN. Propolis ve Hayvan Beslemede Kullanımı. YYÜ VET FAK DERG. (2007), 18(2):79-84
  2. Gökçe Polat, Deniz Koçan. Propolis ve Antimikrobiyel Etkisi, Türkiye 9. Gıda Kongresi; 24-26 Mayıs 2006, Bolu, A.Ü. Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisligi Bölümü
  3. Ulviye KUMOVA, Ali KORKMAZ, Barış Cem AVCI, Güney CEYRAN, ÖNEMLi BiR ARI ÜRÜNÜ: PROPOLiS.Uludag Bee Journal May 2002. Çukurova University, Faculty of Agriculture, Adana-TURKEY, Alata Horticulture Research Institue, çel-TURKEY.
  4. Ahmet SAHiN, Mikail BAYLAN, Nuray SAHiNLER, Sibel CANOĞULLARI, Aziz GÜL. PROPOLİSİN JAPON BILDIRCINLARINDA BESİ PERFORMANSI VE KARKAS ÖZELLİKLERİNE ETKİLERİ. Uludag Arıcılı Dergisi Kasım 2003,42-43-44
Devamı

EGZOTİK KUŞLARIN BESLENMESİ

Çoğunlukla ifade edilen fikirlerin tersine, kuşlar ağırlıklarına oranla günde çok önemli miktarda yiyecek sindirirler. Eğer bir muhabbet kuşu tarafından absorbe edilen günlük yiyecek miktarı, (bir dereceye kadar karşılaştırılırsa aşağı yukarı 2 kahve kaşığı tane yem), 70 kg. ağırlığında bir insanın sindirebileceği miktardır. Kuşun seviyesine varabilmek için bu insanın gün içinde 22 kg. yiyecek sindirmesi gerekir.

Kuşların dişleri yoktur buna karşılık kuşlarda birkaç mide birbirini ardına yerleşmiştir. Bunlardan biri kursaktır. Burada besinler ezilir. Kuşun yuttuğu küçük çakılların ve kasların kuvvetli kasılmasıyla bu işlem yapılır.  Taneler bu çakılların arasında kolayca kırılır. İşte bunun içindir ki, kuşların kullanımına daima çakıllı kum koymak gerekir.

Kuşların sindirimi son derece hızlıdır. Yiyeceklerin artıklarının atılması, bunların absorbsiyonundan sonra 1- 2 saat içinde olur. O halde kuşunuzun yiyecekleri, devamlı olarak onun yemesine hazır olmalıdır. Yine suyunun da sürekli olarak yenilenmesi gerekir.

Kuşlar besinlerden vitamin sentezlemeye yetenekli değildirler. Bu vitaminler kuşların gereksinimine göre onlara verilmelidir. Kuşunuzun sağlığı her şeyden önce onlara sunduğunuz yemin kalitesine bağlıdır. Ayrıca onların ihtiyaçlarını iyi tanımak, özellikle tüy değiştirme ve üreme zamanlarında önemlidir.

 

Giriş

Kafes kuşları içinde; tane yemle beslenenlere (güvercin, kanarya, ispinoz) “ sert yem yiyenler” Meyve ya da böcekle beslenenlere (mynah, tanager) “ yumuşak yem yiyenler” adı verilir.

A-Tane yemlerle beslenenler

Bu grupta yer alan kuşlarda üç farklı yem tüketimi görülür. Tohum karışımları tüketenler: yemlerine bazen bazı besinler, mineral ve vitamin takviyesi yapılmaktadır. Katkılı tohumlar tüketenler: mineral ve vitamin karması içerir. Pelet veya ekstrude yem tüketenler: ayçiçeği, yer fıstığı gibi yemlerle tamamlanırlar. Genelde tohumlar ve kabuklu yemişler kabuklar ayıklandıktan sonra verilirler. Pelet yemler enerji besin madde bakımından dengeli olduğundan, yem seçimini engellediğinden yararlıdır. Tohumla beslenenlerde su tüketimi önemlidir. Tohuma ilave olarak hayvansal proteinler, kalsiyum, karoten, vitamin C ve B grubu vitaminler katkı olarak verilebilir. Damızlık döneminde, yumurtlama başlangıcında üç hafta önce protein, kalsiyum, vitamin bakımından zengin yemlerle hazırlık yemlemesi yapılır.

B-Yumuşak yemlerle beslenenler

Bu guruba büyük ırklardan loris, sığırcık kuşu ve beos’u, küçük ırklara da ardıç kuşu, güneş kuşu ile gözlük koşu, şeker kuşu ve tangare örnek verilebilir. Bu hayvanlara haşlanmış ve kıyılmış yumurta, yumurtalı bisküvi ve ekmek, yağsız kuru kuark peynir, sığır kalbi ile pişirilmiş sebze-meyve lapası, kurutulmuş ve rendelenmiş karaciğerden oluşan temel rasyonlar verilebilir. Mutfak artıkları tuzlu olduğundan verilmesi sakıncalıdır. Bal ve tatlı hamur işleri, ezilmiş mısır verilebilir. İnsektler canlı ve kurutulmuş olarak tüketilebilir.

Yeşil yem kaynağı olarak bitkilerin yeşil kısımları, yarı olgun tohumlar ve filizler kullanılır. Çayır otu tohumları, devetabanı, kuzukulağı, ıspanak, havuç ve meyve olarak elma, armut, kiraz, portakal, muz, papaya, kaktüs meyvesi verilebilir. Ca kaynağı olarak parçalanmış yumurta kabukları verilebilir. Mineral karmasının ince öğütülmüş olmalıdır. Yumuşak yem yiyenlere acılaşma riski fazla olduğundan fazla yağ önerilmez. Suda çözünebilir vitamin preparatları da ilave edilmelidir.

 

 

 

Kuşların Sindirim Sistemi

Kuşlarda çene kemiği ve dişler bulunmaz, bunun yerine keratinden oluşan gaga bulunur. Çene kasları ve dişlerin bulunmaması vücut ağırlığının azalmasına yardım eder. Özefagus: Yemlerini çiğnemeden bütün halinde yuttukları için bazı kuşlarda genişlemiştir.

 

Kuşların Sindirim Sisteminin Genel Yapısı

Kursak- Depo Organı, Granivorlarda gelişmiştir, insektivor ve karnivorlarda rudimenter olarak bulunur ya da hiç bulunmaz. Mide, Proventrikulus (Bezsel Mide): Mukus, HCl, pepsinojen salgılar. Taşlık (Kassal Mide): Yemleri öğütür. İnce Bağırsak- Enzimatik Sindirim ve Absorbsiyonda görevlidir. Duodenum, jejunum ve ileumdan oluşur, memelilere göre daha kısadır. Kalın Bağırsak- Kolon ve Rektum Sekum (Eğer varsa) mikrobiyel fermantasyon yoluyla sindirimi artırır. Kloaka, genellikle sindirim, üreme ve üriner sistemlerin birlikte son buldukları yerdir. Sindirim sistemi yapısındaki farklılıklar diyetle ilişkili olabilir. Ancak, aynı diyeti tüketen kuşların sindirim sistemleri de farklı olabilir. Bazı yırtıcıların ince bağırsak uzunluğu, aynı büyüklükteki diğer türlerin yarısı kadardır.

Aktif, hızlı, avcı kuşlarda kısa sindirim sistemi vardır. Düşük sindirim yeteneğine sahiptirler. Yüksek enerjili diyetlere ihtiyaç duyar. Çöpçü türlerde uzun sindirim sistemi vardır yüksek sindirim yeteneğine sahiptirler. Yiyecek yelpazesi çok geniştir.

 

Kuşların ve Memelilerin Sindirim Sistemleri Arasındaki Farklar

Kuşlarda besin maddelerinin sindirim sisteminden geçiş süresi kısadır. Çünkü uçma esnasında aşırı ağırlığı azaltmak zorundadırlar. Metabolik hızları göz önüne alındığında bağırsak uzunluğu oldukça kısadır. Kuşlar, uçarken ağırlıklarını azaltmak için sindiremedikleri kemik, kürk ve tüyleri (örn. avlarının sindirilmeyen bölümlerini) regürgite ederler.

 

Muhabbet Kuşu Besleme

Darı tohumu, çimlenmiş buğday, kanarya tohumu, kabuksuz yulaf muhabbet kuşlarında temel rasyonu oluşturur. Muhabbet kuşlarına verilen ortalama yem miktarı günde 7 gr (CA’ ın % 10’u)’dır. Muhabbet kuşu rasyonlarında %20 oranında yağlı tohum bulunması gerekir. Rasyonlarda ezilmiş ayçiçeği tohumu ( < %5) niger tohumu, keten, haşhaş ve salatalık tohumlarına yer verilmelidir. Kışın serbest dolaşımlı kafeste ad libitum olarak yulaf sunulur.

Yeşil yem katkıları olarak; yabani otlar, mera otu, kıvırcık, yeşil lahana, marul, ıspanak, kereviz, maydanoz, kışın ise elma ve havuç verilebilir. Embriyolu yemler sonbahar ve kış aylarında iyi bir vitamin kaynağı olup rasyonlara % 50ye kadar katılabilir. Taş ve kireç parçacıkları ile öğütülmüş midye kabuğundan oluşan kuş griti ve preslenmiş grit taşı iyi bir gaga aşındırıcı olarak önlerinde yer almalıdır. Sadece tohumlar ile beslenen kuşlarda Ca, Mn, I ve A, D, B12 vitamini eksikliği görülür. Muhabbet kuşları 3- 5 adet yumurta yumurtlarlar ve kuluçka süresi 17 gündür.

Kanarya Besleme

Kanaryalar, yaprak bitleri, taze karınca yavruları, un kurtlarından oluşan gıdalarla beslenirler. Kanarya temel rasyonu darı, keten tohumu, salatalık tohumu, haşhaş, niger tohumu, şalgam ve kendir-kenevir gibi besinler oluşturur. Tohumlardan oluşan diyetler yanında haşlanmış yumurta maması, yeşil sebze ve tatlı meyvelerde verilebilir. Kanaryalar çimlendirilmiş tohumları da severek tüketirler.

Kanaryalar yeşil yem olarak marul, salatalık, tere, ot, yarı olgunluktaki yabani ot tohumları, yapraklı ağaçların gonca ve tohumları ile meyve parçalarını tüketirler. Tane yemi yiyen genç ve damızlık hayvanlar yüksek düzeyde proteinden yüksek tohumlar (kolza, kendir-kerevir, haşhaş) tüketirler. Kurutulmuş yumurta sarısı, kurutulmuş hamur işleri, süt tozu, yonca unu, kuru maydanoz, buğday embriyosu, mineral ve vitamin karmasından oluşan ilave yem verilebilir.

Kanaryalar nisan-mayıs aylarında çiftleşme dönemine girerler. Çiftleşme döneminden 4 hafta önce kuşlara yumurta maması gibi mamalar hazırlanır. Mama yanında marul, salatalık, ıspanak, havuç, elma gibi gıdalarda verilmelidir. Hayvanların yemleri temiz ve tozsuz olmalıdır. Kondüsyonu zayıf olanlara kenevir tohumu verilmelidir. Çiftleştirilecek olan kanaryalara 15- 20 gün önceden hayvan başına günde yarım çay kaşığı niger tohumu verilmesi çiftleşme için yararlı olur. Kanarya yavrularına 20 günlük olana kadar yumurta maması ve her üç güne bir meyve yeşillikler verilmelidir. Yavrular 15- 20 günde tüylenir, 30 günlük olduklarında da anne ve babalarından uzaklaştırılabilirler.

Güvercin Besleme

Güvercinler, süs, uçucu (posta) ve besi (etlik) güvercinleri olarak üç grupta incelenirler. Ülkemizde besi güvercinleri yetiştirilmemektedir. Güvercinlerin 10- 18 yıl arasında ömürleri vardır en verimli dönemleri 2- 8 yaş arasıdır.

Güvercinlere verilecek günlük yem miktarı yaklaşık CA’ nın %10’ u olup ortalama 40- 50 gr arasındandır. Su tüketimi su/yem oranı 2/1 olacak şekilde yaklaşık 10 güvercine 1 lt’ dir ve su önlerinde sürekli bulunmalıdır. Yemleme 1 övün olup akşamları yapılır. Farklı güvercin ırkları aynı sürede yemlerini tüketemediklerinden, bunların ayrı yemlenmesi gerekir. Kursaklı güvercin günde iki kez yemlenir. Genç hayvanlar yaklaşık bir hafta boyunca kursak sütü (30- 35 ml/gün) (%16- 20 ham protein) ile beslenirler.

Güvercinler 200- 1200 gr canlı ağırlığına sahiptir. Güvercinlerin yağlanması istenmez. Yağlı güvercinlere, dölsüz yumurta veya kabuksuz yumurta verilir. Çavdar, güvercinlerde sulu dışkılamaya neden olur. Palamut ise yalnız kış beslenmesinde kullanılır. Yetiştirme periyodundan önce sınırlı düzeylerde verilen kenevir, hızlı bir cinsiyet gelişimi sağlamaktadır. Burçak ise yüksek düzeyde sindirilebilir protein içermektedir. Bu hayvanlara verilen tahılların içerisinde %10 düzeyinde yabani ot karışımı bulunabilir.

Damızlık ve yetiştirme dönemi beslenmesinde rasyonda yüksek miktarda (%30- 40) baklagiller yer alır. Bu dönemde her kg yemde %14- 16 HP, 2900-3350 kcal ME bulunmalıdır. Genç güvercinler 2 hafta süreyle günde 30- 35 ml düzeyinde kursak sütü ile beslenirler. Gezi periyodunda enerjiden zengin tohumlar ve yağ(mısır özü yağı %8’e kadar) verilir. Tüketilen yemin her kg’ ı %12- 14 HP ve 3350- 3800 kcal ME içerir. Uçma döneminde baklagiller verilmez, uçma sonu elektrolit içeren içme suyu tüketirler. Besi döneminde genelde pelet yemler tüketirler. Peletler küçük ve sağlam olmalı çok az ufalanmalıdır.

Güvercinlere grit amacıyla; küçük taşlar, kireç ve midye kabuğu verilebilir. Bunun yanında %10 kanatlı standart mineral madde karışımı, %5 odun kömürü, %2 iz element geri kalanlar ise humus ve zayıf Ca içeren silika toprağından oluşan güvercin taşı verilir.  Özellikle kuş evlerinde, kuluçka süresince ve tüy değiştirmeden önce vitamin ilavesi gerekir. Kışın ise rasyonlara havuç ilave edilebilir. Serbest gezen güvercinlerde vitamin eksikliği gözlenmez tüy değişim esnasında, rasyonlar kükürtlü aminoasitlerle desteklenmelidir.

 

Papağan Besleme

Papağanlar, kafaları büyük, boyunları kısa, taklit kabiliyetleri yüksek zeki kuşlardır. Kalın ve kıvrık üst gagaları hareketlidir. Alt gaga ise yiyecekleri kırmada tabla vazifesi görür.  Hareketli olan üst çeneler, alın kemiği ile eklemlenmiştir. Dil, kalın ve etlidir. Aynı zamanda dokunma organı işlevi de yapar. Ayakları kısa ve ikisi önde ikisi arkada olmak üzere 4 parmağa sahiptir. Papağanlar tırmanıcı kuşlardır. Ayaklarını bir el gibi rahatça kullanırlar. Papağanlar yüz yıldan daha fazla yaşayabilirler.

Avustralya papağanı, cockaties, budgerigors (küçük papağan) ve diğer küçük papağanların başlıca besinleri kanarya tohumu ve arıdır. Papağanları beslemede kullanılan tohumlar, yağlı tohumlar ve hububat tohumlar olarak iki grupta incelenir. Yağlı tohum olarak ayçiçeği, aspir , yer fıstığı, kenevir içeren karma yemler verilir. Darı, mısır ve kanarya tohumları gibi hububat tohumları ise fazla miktarda karbonhidrat içermektedir. Ayçiçeği tohumları papağan yemlerinde yoğun olarak kullanılmaktadır. Aspir içerdiği protein açısından önemlidir yer fıstığı ise papağan yemlerinin bileşiminde yaygın olarak yer alan bir tohumdur.

İyi bir karma yem geniş, yassı ve beyazımsı renkte kabak çekirdeği içerir. Çekirdek ve kabuklu yemler amozon ve macawlar tarafından beğenilerek tüketilir. Birçok papağan başlıca diyeti fıstık ve tohumlardır. Fakat kondüsyonlarını korumak için taze sebze ve meyve içeren çeşitli besinler tüketmeleri gerekir. Bazı papağan yem karmaları muz, yer elması, kayısı, havuç gibi sebze ve meyve türlerini içerir ve pek çok papağan tarafından beğenilerek tüketilir. Papağanlarda temel rasyonu kanarya tohumu (%35), kenevir tohumu (%15), darı (%20) ve yer fıstığı (%15) ’ dan oluşur. Ayrıca fındık, ceviz, az miktarda buğday, yulaf, darı, keten tohumu ve mısır verilir.

Papağanlara ilave yem olarak elma, armut, üzüm, hurma, incir, vişne, muz, portakal dilimi, kabuksuz mandalina ve greyfurt meyveleri az miktarda önlerine konur. Haftada bir iki kez pancar, soğan verilebilir. Parakeet ve küçük papağanlar taze yeşil tohumları severek tüketirler. Harılanacak karma yemler genellikle kanarya tohumu, darı ve ayçiçeği içermelidir. Kanarya tohumu ve darı düşük oranda yağ, yüksek oranda karbonhidrat içerir. Kanarya tohumunun protein oranı darıdan biraz daha fazladır.

Pek çok kuş pelet yem tüketimi konusunda isteksizlik gösterir. Eğer kuşlar peletleri tüketmede isteksizlik gösterirlerse, alıştıkları yem karmalarıyla beraber vermek yararlı olabilir. Bu metot özellikle Macaw’ lar için başarılı olmaktadır. Macawlar tohumları teker teker almak yerine bir defada fazlaca alır dillerinin altına yerleştirir ve daha sonra kırarak tohum içlerini teker teker yutarlar. Senegal gibi bazı Afrikalı türler pelet yemleri güçlükle tüketirler. Bunlara pelet yemler azar azar artan oranlarda ve alışılmış yemlerle karıştırılarak verilir.

Taze yem seçimi yaşanılan yere de bağlıdır ve genellikle mevsimsel çeşitlilik gösterir. Ilıman bölgelerde elma ve üzüm genel olarak papağanlar için en çok tercih edilen yiyeceklerdir. Mango gibi tropikal meyveler papağanlara verilmeden önce iyi bir şekilde yıkanmalıdır. Macaw’ lar bütün bir elmayı hiç zorlanmadan yutabilir ve iri parçaları kemirmekten hoşlanırlar. Fakat küçük papağanlar için meyveler daha küçük parçalara bölünmelidir.

Bezelye, fasulye gibi sebzeler papağanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir ve değerli protein kaynaklarıdır. Avokado meyvesi sakınılması gereken bir bitkidir. Kesin olmamakla birlikte bitkinin küçük bir parçasının kakadu ve familyaya dâhil diğer papağanlar için toksik olduğu düşünülmektedir. Nar güney amerika parakeetleri tarafından sevilerek tüketilir. Avustralya parakeetleri gibi bazı türler yeşil yiyeceklerden oluşan yemleri tercih ederler. Bunlar yanında ıspanak, marul, havuç papağanlara verilebilir.

Grit kullanımının amacı sindirim enzimlerinin daha kolay etkileyebilmesi için yemleri daha küçük parçalara bölmektir. Gritler yemden ayrı bir kapta verilir ve her hafta kap doldurulur. İstiridye kabuğu ve mineral içeren grit karışımları kullanılabilir. Küçük türlere küçük boyutlu gritler verilmelidir. Büyük papağanlara ise güvercin griti tavsiye edilir. Büyük türler griti sevmeyerek tüketirler. Papağanlara mürekkep balığı fosili ya da kaya parçaları vermek koşuluyla Ca ihtiyacı sağlanır. Bu mineral sağlıklı bir kemik gelişimi için önemlidir. Mürekkep balığı fosilini gagalayarak gagaların uzaması da önlenir.

 

 

 

Loris (nektar yiyiciler) besleme

İnce uzun, kenarları kıvrımlı gagaları, çiçeklerden bal özü ve meyvelerden nektar emmelerini sağlayan fırça gibi dilleri vardır. Bal, kondanse süt, pişmiş tahıl, üzümsü meyveler, pişmiş pirinç, mısır, tohum ve pişmiş etten oluşan temel rasyon hazırlanabilir.

Kuru (toz) diyetler, günlük verilen meyvelerine karıştırılabilir. Diyet değişimi birkaç haftalık bir süreçte yavaş-yavaş yapılmalıdır ani değişimler sindirim bozukluklarına yol açabilir.

 

Kakadus besleme

Psittaciformes takımında Psittacidae ailesinde yer alan kakadu (cockatoo) iri ve gösterişli gövdeleri yanında konuşma yeteneklerinin üstünlüğü ile dikkati çekerler. Sarı kafalı kakadu kar beyazı tüyleri, sarı tepeliği olan bir kuştur. En güzelleri olan pembe kakadunun beyaz tüyleri pembe ve sarımsı pembeyle alacalanmıştır. Tepeliği kırmızı ve sarı bantla örtülüdür. Pembe göğüslü kakadu en yaygın yetiştirilen hayvanlardır. Yumuşak huylu ve akıllıdırlar. İyi bir eğitimle birçok numara ve sözcüğü öğrenebilirler.

Meyveler tahıllar (özellikle mısır), tohumlar, doğadaki çeşitli böcekler, yumurta, sütlü ekmek ve diğer yumuşak besinler başlıca gıdasını oluşturur. Üreme mevsiminde çimlendirilmiş ayçiçeği ile birlikte mısır, yulaf, buğday, darı, çeşitli yeşillikler ve sütlü ekmek verilir. Kakadularda % 20 HP düzeyi optimum büyüme ve erken kanat gelişimi için gereklidir. %35 HP büyümenin baskılandığı ve agresif davranış olduğu, %25 HP iyi bir performansın gerçekleştiği ancak yemi reddetme, agresiflik, %10- 15 HP zayıflama ve düşük ölüm oranı, %5 HP oldukça fazla zayıflama %100 mortalite olduğu gözlenmiştir.

Keklik besleme

Keklik, evcil ve yabani hayatta 14 alt türü olan, önemli bir ticari potansiyele sahip süs kuşlarından biridir. Keklik dolgun vücut yapılı, kısa kuyruklu, yuvarlak kanatlı ve gagaları yem almaya uygun şekilde olup bıldırcından daha iri, sülünden daha küçüktür. Kınalı kekliklerin alnında başlayan karakteristik siyah bant şeklindeki çizgi gözlere ve oradan boynun alt kısımlarına kadar iner. Olgun yaştaki kekliklerin göğüs, sırt, ve kanatları kül grisi renkte olup, yanda çubuk şeklinde siyah çizgiler vardır.

Keklikler kafes sistemiyle yetiştirmeye uygun olup, ikili, üçlü ve daha büyük koloniler halinde bulundurulabilir. En iyi döllülük oranı daha küçük gruplarda elde edilir. Özel yetiştirmelerde 3 dişiye 1 erkek hesap edilir. Dişi keklikler Nisan ve Mayıs aylarında yumurtlamaya başlar ve yaz ortalarına kadar devam ederler. Her dişi sezonda 30- 50 yumurta yumurtlayabilir. Keklikler genel olarak, kendi yumurtaları üzerine yatmaz, bundan dolayı yumurtaların toplanıp bir kuluçka makinesine konulması gerekir. Kuluçka süresi 24 gündür.

Keklik rasyonlarında mısır, soya küspesi, arpa, balık unu, buğday kepeği, kireç taşı, dikalsiyum fosfat, tuz, vitamin-mineral premiksleri kullanılabilir.

Keklikler kanibalizme meyillidir, bu yüzden aşırı kalabalık büyütülmemelidir.

Keklik civcivleri çabuk büyür ve büyütmek kolaydır. Civcivler çok aktif olup büyütme bölgelerinde küçük bölmelerin olması iyidir. Büyütme bölgesindeki ilk ısı 33oC olmalı ve bu ısı 3 günde 1oC azaltılarak 21oC’de sabitlenir. 6 haftalık yaşta büyütme bölümünden çıkarılmalıdır. Bu dönemde kekliklere hindi başlangıç yemi (%28 ham proteinli), bu dönemden kesim dönemine kadar da (16- 18 hafta) hindi büyütme yemi (%22 ham proteinli) verilebilir. İlk 10 hafta içinde her 100 civciv için 1m. Uzunluk da bir yemlik ve sürekli su bulundurulmalı ve suluklar derin olmamalıdır.

Sonuç

Ülkemiz ikliminde yetişen tane yemlerle kuşları uygun bir şekilde beslemek mümkündür. Kuşlara verilmesi önerilen tane yem ne olursa olsun, düzenli olarak meyve veya yeşilliğin diyete ilave edilmesi gerekmektedir. Kuşlara tek bir çeşit tane yem verilmemelidir.

Yıl boyunca kuşlara özel gereksinimlerine göre değişen, deneli ve bilinçli bir tane yem karışımı verilmelidir. Kuşlara verilecek yemler arasında, karbonhidratlardan ve proteinden zengin buğdaygillerle, yağdan zengin yağlı tohumlar verilebilir. Yalnız yağlı tohumları ölçülü vermek gereklidir. Buğdaygiller familyasına ait taneler, olduğu gibi veya öğütülmüş olarak verilebilir.

Yumuşak yem tüketen kuşlara haşlanmış ve kıyılmış yumurta, yumurtalı bisküvi ve ekmek, sebze-meyve lapası ve benzeri gıdalar verilebilir. Bal ve tatlı hamur işleri, ezilmiş mısır verilebilir. İnsektler canlı veya kurutulmuş olarak sunulabilir.

Bizi yaşamlarıyla büyüleyen hava yaşayanların dünyası bizim alışkanlıklarımızdan farklıdır. Bu sevimli hayvanlara kontrolümüz altında iyi bir yer sağlamak, türüne göre besleme yapmak, beslenmesine dikkat etmek, sağlıklarını korumak ve refah içinde yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak bizim birinci görevimizdir.

HAZIRLAYAN: MEHMET DEMİR / MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ

Kaynaklar

Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları  ( ANKARA 2008) (Prof. Dr. Gültekin YILDIZ)

- Ev Hayvanlarının Bakım ve Beslenmesi ( Dr. Vet . Med. Nuri YAVRU ) ( ANKARA 1983)

http://kanaryaturk.com/beslenme-2.htm

http://www.kanaryaispinoz.tr.gg/Evde-Mama-Yap&%23305%3Bm&%23305%3B.htm

http://www.msxlabs.org/forum/biyoloji/200039-canlilarda-sindirim-ve-sindirim-sistemi.html

http://velofille.com/old/parrot_pics/

http://www.ipekyem.com/tr/icerik/urunler/21_hindi_yemi.htm

- http://www.msxlabs.org/forum/hayvancilik/196548-keklik-yetistiriciligi.html

Devamı

Tam Karışım Rasyon Nedir? Avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Toplam Hazırlanmış Rasyon (Total Mixed-Ration = TMR) hayvanlara farklı kaba ve yoğun yem kaynaklı yem öğelerinin topluca tek bir karışım halinde verildiği bir yemleme şeklidir. Özellikle sürü veya grup verimi yüksek, hayvan sayısı fazla olan işletmelerde

önerilmektedir. TMR uygulamasında hayvanların gruplandırılmasında mutlak yarar vardır. Hayvanları gruplandırırken özellikle laktasyonun seyri ve süt verimleri dikkate alınır. Bu uygulama olumlu yanları nedeniyle, başta süt sığırcılığı olmak üzere özellikle hayvansal üretim

bakımından ileri gitmiş ülkelerde gün geçtikçe daha geniş bir uygulama alanına sahip olmaktadır. Bu makale, TMR uygulamasının olumlu ve olumsuz yanlarını karşılaştırmak   amacıyla   yapılmıştır.

Giriş

Total Misch-Ration (TMR), Total Blended-Ration (TBR), Complete Ration (CR),Total Mixed-Ration (TMR), Complete Feeds (CF) ve türkçe olarak da Toplam Hazırlanmış Rasyon veya Toplam Hazır Rasyon (THR) vb. bir dizi isim altında tanımlanmaya ve özellikle süt sığırcılığında uygulanmaya çalışılan bir yemleme şeklidir(Kalkan, 1999). Burada, hayvanlara tüketim amacıyla verilen farklı kaynak ve

bileşimdeki yem öğelerinin topluca tek bir karışım halinde ad libitum olarak tüketim şansı verilir (Kılıç, 2000). Bunun için TMR’e iştirak etmesi planlanan her tür kuru kaba yemler veya suca zengin kaba yemler, yoğun yemler, mineral yemler ve vitaminler yanı sıra her tür katkı maddeleri (örneğin CaC03, NaCl, antibiyotikler vb.) tek bir karışım haline getirilmiş durumdadır. Elbette bu tür bir karışımın formulasyonu da hayvanların besin maddeleri gereksinimi dikkate alınarak, uzman kişiler tarafından hesaplanarak  hazırlanmak durumundadır (Hoffman et al., 1998). Burada üreticiye düşen tek şey,şayet kendi işletmesinde böyle bir karışımı hazırlama olanağı var ise kendi TMR’ini,Toplam Harmanlanmiş Rasyon Uygulaması ve Vücut Kondisyon Testi Hayvansal Üretim Sayı: 43(1), 2002 kendisi hazırlayıp veya bir kurum ya da kuruluştan temin ederek her gün ya da belli zaman aralıkları ile hayvanların ad libitum olarak tüketimleri amacı ile servis etmektir(Kılıç, 2000).Böyle bir uygulama, hayvansal üretim bakımından gerçekten ileri gitmiş ülkelerde gün geçtikçe daha geniş bir uygulama alanına sahip olmaktadır (DLG, 1995). Bu bakımdan başta süt sığırcılığı olmak üzere sığır besiciliği, (daha çok barınak yemlemesinin ağırlıklı olarak uygulanması hallerinde) düve yetiştiriciliği, koyun yetiştiriciliği, toklu besiciliği vb yetiştirme şekillerinde uygulama karakterine sahip olan bir saha çalışması

şeklidir (Hampel, 1994). TMR’ın kullanımı halinde, artık söz konusu hayvan gruplarına bir diğer yem veya yem öğesinin verilmesine gereksinim duyulmaz. O bakımdan üretici ve uygulanması bakımından ilk planda, son derece cazip bir yemleme uygulaması olarak benimsenmiştir. Nitekim, TMR’ın kısa sürede aktüel bir konu haline gelmesinde aşağıdaki nedenlerin etkin rolü olmuştur (Helner und Potthassi, 1985; Hampel, 1994;DLG, 1995)

a. Düve yetiştiriciliğinde, özellikle sürü büyüklüğünün çok fazla olduğu işletmelerde üretici, uygulanan yemleme sisteminin olanak ölçüsünde basitleştirilmesi ve bu amaçla iş gücüne duyulan gereksinimin en alt sınıra çekilmesini ister. Böyle bir istem hele iş

gücü temininin güç ve pahalı olduğu yer ve zamanlarda kendi ağırlığını daha açık ortaya koyar.

b. İşletmelerde insan el emeği ve gücü yerine makine kullanımı eğilimi artar ve üretici bu konularda yeterli bilgi edinme gereksinimi duyar yani üretici kendini eğitmek zorunda hisseder.

c. Özellikle elit (yüksek) verimli süt ineklerinin, sağım sırası kendilerine verilen verim pay karma yemini, sağım süresinin sınırlı olması dolayısıyla yeterince tüketememeleri sorunu yaygındır. Böylece hayvanların kalıtsal yem tüketim yeteneklerinden yeterince

yararlanma şansı ortadan kalkar. Bu hayvanların daha fazla verim payı yemini tüketebilmeleri için sağım yerinde daha uzun süreli tutulması  ise, sağım işlerini ciddi boyutlarda uzatır ve genelde işletme iş trafiğini aksatır. O nedenle, bu tür yemlerin sağım dışı zamanlarda tüketime sunulması zorunludur ki, hayvanın kalıtsal yeteneğinden özlenen düzeyde yararlanma şansı kaybolmasın.

d. Yine özellikle süt ineklerinde, sağım sırası ya da sonrası verim payı yeminin hayvanın verim düzeyine uygun olarak dağıtımının, bireysel verim farklılıklarının çok fazla olması dolayısıyla denetimi son derece güçtür ve bu zamanla üreticide işin yapılabilirliği bakımından bıkkınlık getirebilmektedir. Ayrıca her hayvanın sağım sırası

ne kadar yoğun yem tüketmiş olduğunun saptanması da günlük iş akışı içinde oldukça zordur.Bu nedenlerle üretici, yemleme işinin kolaylaştırılmasına olanak veren her tür yeniliğe ve öneriye hazırdır. Bu gerçekten hareket eden Hayvan Beslemeci’ler, TMR uygulamasını son yıllarda ilginç bir yemleme uygulaması olarak görmüş, böylece konu aktüel hale gelmiştir. Bu makale, TMR uygulamasının olumlu ve olumsuz yanlarını karşılaştırmak ve bu uygulamada vücut kondisyon testinin hayvanların gruplandırılmasında  kullanılmasını göstermek amacıyla yapılmıştır.

TAM YEMİN YAPILIŞI

Tam rasyonun yapılışı üç aşamayı kapsar;

1-Rasyonun yapımında kullanılan yem maddelerinin, besleme gruplarına göre ayırarak hesaplanması.

2-Teknik bir şekilde bazı özel karıştırıcı ve parçalayıcılar vasıtasıyla yem maddelerinin harmanlanması.

3) Karışımın bu aletlerle yemliklere dökülmesidir.

TAM YEMİN YAPILIŞINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KRİTERLER

Yem Tüketimi

Hazırlanacak tam yemde en önemli kriter rasyonun günlük tüketime uygun bir şekilde yapılmasıdır. Aksi takdirde yapılan karışımın ertesi güne kalması rasyonun tazeliğinin kaybolmasına sebep olur. Bu itibarla yem maddelerinin besin içeriğini kaybetmemesi için uzun süre (maksimum 60 gün) depolanmayıp mümkün olduğu kadar kısa sürede tüketime sunulması gerekir.

Yemlerin Analizi

Rasyon yapılmadan önce kullanılacak yemlerin analizi mutlaka yapılmalı ve bu analizler ayda bir yinelenmelidir. Bu bağlamda yapılacak analizler sırasıyla kuru madde, ham protein,sindirilebilir ham protein, Asit Deterjan Fiber (ADF), Nötral  Deterjan Fiber (NDF), mineral, vitamin ve anyon-katyon dengesi olmalıdır.

Nem Oranı

Tam yem yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de nem oranının tespit edilmesidir. Tam rasyonda nem oranının tespit edilmesi gerek süt ineklerinde gerekse diğer geviş getiren hayvanlarda kuru madde tüketiminin de kontrol altına alınmasını sağlayacaktır (6). Hazırlanacak tam yemin nem seviyesi en fazla % 50 olmalıdır. Diğer bir ifade ile söz konusu bu tip uygulamada ideal nem oranı % 35-40 arasıdır. Bu nemlilik seviyesinde hayvan en üst düzeyde kuru madde alımını gerçekleştirebilir. Rasyonu daha lezzetli hale getirmek ve tozlanmayı azaltmak için melas, yağ, sıvı besinler ve/veya su katılabilir. Ancak bu katkı maddeleri tam rasyona ilave edilirken burada nem oranı % 50 düzeyini geçmemelidir. Aksi takdirde yemin bozulması ve saklanmasında zorluklarla karşılaşılabilir. Eğer tam yem hazırlanırken nem oranının yüksekliği konusunda bir risk varsa diğer bir ifade ile rasyonun nem içeriği yüksekse bu uygulamada kuru madde oranını artırmak için en az % 15-20 düzeyinde saman katılabilir(7).

Parçacık Büyüklüğü Tam rasyonda yer alan kuru otların parçacık büyüklüğü tam yemin kalitesini etkileyen kriterlerden birisidir. Bu uygulamada yani tam yem yapılırken kuru otun parçaçık büyüklüğünün genelde 5 cm olması istenmektedir. Çünkü, daha küçük parçacık büyüklüklerinde abomasum deplasmanı riski ortaya çıkabildigi gibi, daha büyük parçacık büyüklüklerinin de yem tüketimini ve yemin değerlendirilmesini olumsuz yönde etkiliyecektir (6). Rasyonda Nötral deterjan fiber (NDF) ve Asit deterjan fiber (ADF) Oranları

Tam yem yapılırken rasyondaki NDF ve ADF oranlarına da dikkat etmek gerekmektedir. NDF kaba yemin hücre      duvarının ya da yapı materyalinin kapasitesini belirleyen kimyasal bir fraksiyondur. Nitekim NDF kapasitesinin artmasıyla hayvan tarafından kaba yem tüketimi azalır ve kaba yem kalitesi düşer. Rasyondaki normal NDF yüzdesindeki artış, sütverimini yaklaşık olarak % 1-2 ( 0,45 kg ) oranında düşürür. NDF yüzdesinin azalması ise ( yüksek kaliteli kaba yem verilmesi durumunda ) süt veriminin % 1-2 oranında artışına neden olabilir. ADF ise nispeten sindirilemeyen kaba yemin temsilcisidir. ADF, NDF’ ye göre kaba yemlerdeki enerji kapasitesinin (sindirilebilir lif ) en iyi göstergesidir. Rasyondaki normal ADF yüzdesinin artışı inek başına verimin yaklaşık 0,3 kg düşmesine, söz konusu bu fraksiyonun azalması ise süt veriminin artmasına sebep olmaktadır. Bu kriterlerden yola çıkarak hazırlanacak tam yemde, kuru madde bazında %27-30 NDF ve %19-21 ADF içermesi önerilmektedir (8).

Rasyonda Anyon-Katyon Dengesi

Tam yemde anyon-katyon dengesini ayarlamak da önem taşımaktadır. Aksi takdirde kanda bulunan H+ iyonları değişecek ve pH dalgalı bir seyir izleyecektir. Bunun sonucunda asidosis ve süt humması gibi bazı metabolik hastalıklar, iştahta azalma, süt veriminde   düşme, toprak, kaya, odun, vs. maddeleri yeme, tüylerin kaba bir hal alması gibi semptomlar baş gösterecektir. Bunun yanında gebeliğin son günlerinde aşırı tuz tüketimi memede ve vücut altında ödeme sebep olacaktır. Bu gibi problemleri ortadan kaldırmak için hazırlanacak rasyonda Na, K, S, Cl miktarı belirlenmeli ve hayvanların ihtiyacına göre bu iyonlar temin edilmelidir. Na katyon, Cl ise anyon olup tuzun yapısında sırasıyla % 40 ve % 60 oranlarında bulunmaktadır.

Süt ineği rasyonunda % 0.18 Na, % 0.25 Cl bulunmalı, bu aşamada gerek Na ve gerekse Cl ihtiyacının karşılanması için rasyon kuru maddesine %0.5 düzeyinde tuz ilave edilmesi yeterli olacaktır. Ayrıca rasyondaki katyon-anyon dengesi (-10) ile (-15) mEq/100 gr olacak şekilde ayarlama yapılmalıdır (9,10,11).

Bunu belirlemek için de

*Rasyon Anyon-Katyon Dengesi

*RAKD=(Na+K)-(Cl+S)formulünden yararlanabilir.Rasyondaki yapısal olmayan karbonhidratlar (NSC), rumendeki mikrobiyal protein sentezi için gerekli olan enerjiyi sa.lamaktadırlar. Temin edilen mikrobiyal protein rumenden duedenuma geçer ve organizmada kullanılmak üzere emilmeye başlar. Rasyon ile alınan yağ ve protein mikrobiyal protein sentezi için gerekli enerjiyi karşılayamamaktadır. Bunun yanında yüksek NSC’ li rasyon ile besleme yapıldığında rumende parçalanabilir protein (RDP) miktarı azalır ve dolayısıyle protein sentezi de istenilen seviyede olamaz.Ayrıca arta kalan NSC miktarı ise ruminal fermentasyonu laktik asit fermentasyonuna çevirir. Bu da süt yağının düşmesine ve metabolik asidosis oluşmasına sebep olur. Bunun için rasyonda % 35-40 NSC, % 60-65 RDP bulundurulmalıdır. NSC nin RDP ye oranı 3/5 olmalıdır (8). Tam Yemle beslenen ineklerin laktasyon dönemleri ve bu dönemde besin madde ihtiyaçlarıLaktasyon dönemlerine göre farklı rasyon hazırlamak büyük önem taşımaktadır. İlk kez doğum yapanların tam rasyona adapte olabilmeleri için ayrı bir grup olarak ele alınması gereklidir ( 12).

TMR Uygulamasının Olumlu ve Olumsuz Yanları

Her yemleme uygulamasında olduğu gibi TMR uygulamasının da kendine özgü olumlu ve olumsuz yanları vardır. Böyle bir uygulamaya rakip olabilecek en tanınmış yemleme uygulaması, günümüze kadar uygulana gelmekte olan verim düzeyine göre günlük rasyonu oluşturan Temel-Denkleştirme- ve Yoğun- veya Verim Payı Yem’lerinin bireysel olarak her hayvana ayrı ayrı servis edilmesidir. Bunlardan hayvancılığı ileri ülkelerde yemleme zamanından ve iş gücünden artırım sağlamak bakımından özellikle yoğun yemler veya verim payı yemleri çağrılı otomatlarla verilmeye çalışılmıştır. Buna karşılık yaşam ve hatta belli bir düzeyde de olsa verim payı besin maddeleri gereksinimini karşılamak üzere kullanılan kaba yemler ve kaba yem + denkleştirme yemleri karışımları ayrıca ve yemleme başlangıcında dağıtılmaktadır (Kılıç, 2000).Bu güne kadar kazanılan deneyimler bağlamında TMR uygulaması ile ortaya çıkabilecek olumlu ve olumsuz yanların aşağıdaki gibi vurgulanması olasıdır(Kılıç,2000).

TMR Uygulamasının Olumlu Yanları

a. Sürü ya da grup yemlemesine son derece yatkındır.Böylece yemlemede mekanizasyona uygun bir karaktere sahip olup iş zamanı  ve gücünden önemli artırım sağlar.

b. Hayvan başına günlük yem tüketimi, kuru madde de toplamda 1.5 – 2.0 kg kadar daha yüksektir.

c. Biyolojik yemlemeye yatkın bir yemleme uygulamasıdır.Dolayısıyla  gün boyu rumen koşullarının değişiminde önemli  sayılabilecek sapmalar meydana gelmez.

d. Sürü ya da gruptaki uslu ve öncü hayvanların yem tüketimleri zarar görmez. Bu haliyle uslu ve çok yüksek verimli hayvanların yetersiz, öncü ve düşük verimli hayvanların ise lüks yem tüketmeleri olasılığı en alt sınıra çekilmiş durumdadır.

e. Rasyonu oluşturan yem öğelerinin selektif olarak tüketimleri ortadan kaldırılmıştır.

f. Yem tüketimi sınırlandırılmadığından, hayvanlara gün boyu kendi istemleri doğrultusunda yem tüketim olanağı sağlanmıştır.

g. İşletmede ya da çevresindeki ucuz yan ürünlerin (alternatif yem kaynaklarının) en efektif şekilde kullanılmalarına olanak tanır.

h. Yemleme koşulları büyük ölçüde standardize edilmiş olduğundan hayvanların bireysel olarak verim düzeyleri bakımından karşılaştırılmalarına her an için güvenilir olanak tanır.iş gücü ve zamanı gereksiniminden artırım sağlar. Yemleme işi daha sevilerek,

benimsenerek yapılabilir bir iş haline gelir.

j. Yem tüketim yeri sınırlandırılmadığından yemliklerin daha fleksibl olarak kullanımı olasıdır. Böylece barınak yapımında önemli azalmalar meydana gelir.

k. Yoğun yemler ya da verim payı yemlerinin servisi için son yıllarda geniş kullanım alanı bulan ve fakat oldukça pahalı olan bilgisayar donanımlı çağrılı yemliklerin kullanımı zorunluluğu ortadan kalkar.

TMR Uygulamasının Olumsuz Yanları

TMR uygulamasının yukarıda değinilen kimi olumlu yanları yanı sıra olumsuz yanlarının da olabileceği aşikardır. Bunlardan kimilerinin de aşağıdaki haliyle vurgulanması olasıdır.

a. Sürü hayvan varlığının verim düzeylerine göre gruplandırılması (en az 2, daha uygun olanı 3 grup halinde) şarttır.

b. TMR’ın hazırlanması için gereksinim duyulan rutin işler artar.

c. Mer’alatma olanağının olduğu yer ve zamanlarda yeşil yemlerle olan mer’a yemlemesinin uygulanması en uygun olanıdır. Nevar ki böyle hallerde mer’a yemlemesinin açık bıraktığı besin maddeleri gereksinim açığına uygun düşecek TMR’lerin hazırlanması ve kullanımına ayrı bir özen gösterilir.

d. Yeterli önlem alınmaz ve her grup kendi besin maddeleri gereksinimine uygun düşen TMR’lerle yemlenmez ise, kimi hayvanların yetersiz yemleme koşullarında olmalarına karşı, diğer kimilerinin lüks tüketim içinde olmaları engellenemez ve böylece yem girdileri de artar.

e. TMR’lerin belli bir grup için hazırlanması sırası yapılacak bir hata ve bunun düzeyi ve haliyle ortaya koyabileceği olumsuzluklar tüm grup hayvanlara yansır.

f. Kullanılacak TMR’lerin daima taze olarak hazırlanması, uygulamada kimi güçlükler ortaya koyabilir.

g. Yemden yeme geçişler, tüm grup içi hayvanları kapsar yani gruptaki tüm hayvanlar için geçerlidir.

h. TMR’in hazırlanması sırası silo yemleri, kuru otlar vb yemler dışında kullanılacak diğer kimi yem öğelerinin (örneğin posalar, şlempeler, küspeler, yoğun yemler,mineral- ve vitamin karışımları) için depo gereksinimi artar. Dolayısıyla başlangıçta toplu girdi fiyatları yükselir. Bu arada hele yaz aylarında TMR in depolanması ve

uygulanmasında işletmenin içinde bulunduğu kendine özgü kimi sorunlar yaşanabilir.

i. Hazırlanan TMR’in oluşturulmasında kaba ve yoğun yemlerle mineral ve vitamin karışımları topluca bir arada bulundurulduğundan homogenitenin sağlanmasında güçlük yaşanır.

j. TMR uygulaması, genelde hayvan varlığı büyük sürüler için uygun bir yemleme şeklidir.Burada değinilen olumlu ve olumsuz yanlar topluca ele alınarak TMR uygulamasına geçmeden önce işletmenin çok iyi bir karara varmasında yarar vardır ve önerilir. Bu haliyle TMR’ın genelde niteliği, kendisinin hazırlanması sırası kullanılan yem

öğelerinin niteliğine bağlıdır.O nedenle hazırlanan TMR, kullanılacağı hayvan grubunun verim düzeyine uygun bir bileşim ve miktarda olmak zorundadır. Bu haliyle TMR uygulamasında ulaşılabilecek başarının düzeyi, tamamen işletme yürütücüsünün bilgi ve becerisine bağlılık gösterir.Buraya dek değinilen özlü bilgilerden de görüleceği gibi, TMR uygulaması her işletme koşulunda uygulanması önerilebilecek bir yemleme şekli değildir. Örneğin çayır – mer’a

ve diğer yeşil yemlerle yemlemenin ağırlıklı olduğu işletmelerde, verim düzeyi düşük olan işletmelerde bu tür bir yemlemenin uygulanması hiç de kolay değildir ve önerilmez (Kılıç, 2000). Böyle işletmelerde en iyisi, yoğun yemlerin ya da verim payı yemlerinin

ya el işçiliği ya da çağrılı otomatlarla hayvanlara bireysel olarak dağıtılmasıdır yani eski klasik (konvensiyonel) yemlemeye devam edilmesidir. TMR uygulamasının ise

genelde;

a. işletme hayvan varlığı fazla,

b. sürü ya da grup süt verimi yüksek,

c. sürü ya da grup hayvanların bireysel süt verimleri arası varyasyonun az,

d. temini kolay ve ucuz olan yan ürünlerin kullanım olanağının bulunduğu,

e. tartım + karıştırma + dağıtım işlemlerinin aynı zamanda yapılabilmesine olanak tanıyan bilgisayar donanımlı depolu yemleme arabalarını temin edebilen ve

f. toplu alım ve depolamalar için yeterli depo ve parasal olanağa ve ayrıca TMR hazırlığı için uygun bir yerin ya da alanın bulunduğu işletmelerde uygulanması önerilir(Müller, 2000).

Sonuç ve Öneriler

Tam yemin dezavantajının olmasının yanı sıra avantajlarının oldukça fazla olması bunun yapımı ve yaygınlaştırılmasını teşvik etmektedir. Ancak ülkemizde oldukça yeni bir uygulama olması ve yapımı esnasında birçok etkenlerin dikkate alınması tam yemin önümüzdeki yıllarda ele alınabileceğini göstermektedir. Tam yemin yapılmasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus tam yemin kapsamına giren yem maddelerinin seçiminde titiz davranılması, uygun partikül büyüklüğünün ve karışımda homojen bir dağılımın gerçekleştirilmesi, ve son olarak da nem oranının dikkate alınmasıdır. Sözü edilen bu faktörler optimum bir şekilde yerine getirildiğinde kaliteli bir tam yem hazırlanabileceği gibi muhtemelen oluşabilecek olumsuzlukların önüne de geçilmiş olunacaktır.

HAZIRLAYAN: BAYRAM ÇELİK / MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ

Kaynaklar

  1. Anonym, 1998. Konditionskarte für Fleckvieh. Top Agrar. Das Magazine für Moderne Landwirtschaft, Postfach, 7847, 48042 Munster.
  2. DLG-İnformation, 2/1995. Vorgaben zum Einsatz von Mischrationen bei Milchkühen. DLG-606Frankfurt.a.M.Hampel, G., 1994. Fleischrinder und Mutterkuhhaltung, Verlag, EU, Stuttgart
  1. ABEL-CAINES, S.F., GRANT, R.J., MORRISON, M. (1998). Effect of Soybean Hulls, Soy Lecithin, and Soapstock Mixtures on Ruminal Fermentation and Milk Composition in Dairy Cows. J. Dairy Sci. 81:462-470.
  2. MALTZ, E., DEVIR, S.,.KROLL, O., ZUR, B.,. SPAHR, S.L, SHANKS, R.D. 1992). Comparative Response of Lactating Cows to Total Mixed Rations or Computerized Individual Concentrates Feeding, J. Dairy Sci. 75:1588-1603.
  3. ROBINSON, P.H,. McNIVEN, M.A. (1994). Inşuence of Şame Roasting and Feeding Frequency of Barley on Performance of Dairy Cows. J. Dairy Sci. 77:3631-3643.
  4. SIMAS, J.M.,. HUBER, J.T.,. THEURER, C.B.,. CHEN, K.H., SANTOS, F.A.P.,. WU, Z. (1997). Inşuence of Fat Source and Sorghum Grain Treatment on Performance and Digestibilities of High Yielding Dairy Cows. J. Dairy Sci. 80:2907-2912
  5. Karen D. (2000). Feeding Tips From Mannitoba Agriculture. Erişim: http://www.umanitoba.ca/afs/school/ Erişim tarihi: 18.12.2000
  6. Dennis D. (2000). Feeding Strategy. Erişim: http://www.dairybiz.com/archive/nutrition-05.htm Erişim tarihi: 18.12.2000
  7. MULLER, L.D. 1992. Feeding Managment strategies. In: Large Dairy Herd Managment. H.H. Van Horn and C.J. Wilcox( Eds). American Dairy Science Assocation.Champaign IL.
  8. MARTIN H. NEITZ, T.J. DUGMORE, Total Mixed Ration For Dairy Cattle. Erişimadresi:http://agriculture.kzntl.gov.za/publications/ production_guidlines/dairying_…/dairy5htm Erişim tarihi: 2000,
  9. Heller, D. und V., Potthasi 1985. Erfolgreiche Milchvichfüttezung. Verlag VUA.
  10. Hoffman, U., H., Steingas, R., Funk, R.V., Schmettow und W., Drochner, 1998. Auswirkungeiner Gesamtmischration (TMR) Kraftfutter 7-8, S.292-303.
  11. Kalkan, H. 1999. Toplam Harmanlanmış Rasyon (THR), Süt Sığırlarının Beslenmesinde Kullanımı Yüksek Lisans Semineri notları (yayınlanmamış), Bursa.
  12. Kılıç, A. 2000. Toplam Harmanlanmış Rasyon (TMR). Yayınlanmamış Ders Notları, İzmir.
  13. Müller, E., 2000. Totale Mischrationeinsatz bei Milchkühen in der Anfütterungsphase Einflussauf Leistung und Staffwechser. Dissertation, TLU- Giesen.
Devamı

AT BESLEME

At, 4500-5000 yıl önce evcilleştirilmiş olup, bugünkü durumuna 55 milyon yıllık bir evrim sonucunda gelmiştir. Atın ilk defa Türkler tarafından evcilleştirildiği, ilk yarışlarının yapıldığı ve çeşitli atlı sporları geliştirildiği bildirilmiştir. Dünyada yaklaşık olarak 160-170 adet at ırkı bulunmaktadır. Genellikle sıcak kanlı (arap ve ingiliz) ve soğuk kanlı (haflinger atı) at ırkları olarak ikiye ayrılır. Yerli ırklarımız ise Anadolu yerli tipi, Çukurova ve arap tipi atlardır. Uzun yayla, midilli, canik, malakan atları diğer mahalli atlarımızdandır.

ATTA SİNDİRİM SİSTEMİ ANATOMİSİ VE FONKSİYONLARI

Tek mideli bir hayvan olan at tam bir ot yiyicidir. Atlarda sindirim sistemi ağız, farenks, özafagus, mide, ince bağırsak ve anüsten oluşur. Atlarda mide ruminantlara göre çok küçüktür. Bu nedenle atlara yemler birden değil azar azar ve sık sık verilmelidir. Aşırı miktarda yem tüketimi olursa hızlı solunum, midede şişkinlik, kolik ve mide yırtılması oluşabilir. Atlarda ince bağırsaklar toplam sindirim sisteminin 1/3’nü oluşturur ve fonksiyonel bir sekum bulunmaktadır. Sekum fermentasyonun ve bakteriyel sindirimin gerçekleştiği yerdir. Kuru ot ve çayır otları gibi kaba yemler sekumda sindirilir.

AĞIZ: Yemin alınması dudaklar, dil ve dişlerin yardımıyla olur. Yemin ağıza alınmasında dudakların önemli bir görevi vardır.

DİŞLER: At beslemede dişlerin önemli rolü vardır. Diş sağlığı atların beslenmesinde dikkat edilecek ilk ve önemli unsurlardan biridir. Diş sağlığının bozulması durumunda hayvan yemi sık sık ıslatır ve yemi yeterince değerlendiremez. Atlar yemi çok fazla sayıda çiğnedikleri için diş sağlığının kontrolünün yapılması gerekliliğini göstermektedir. Atlar günde ortalama 35-40 litre tükrük salgılar. Tükrük tampon görevi görür.

ÖZEFAGUS: Yem partiküllerinin mideye geçişinden sorumlu organdır. Özefagus ile mide arasında güçlü bir sfinkter yer alır. Bu nedenle atlar çok zor kusarlar. Kusma şekillendiği durumlarda mide yırtılması sonucu ölüm görülür.

MİDE: Ortalama 15-18 lt’dir. Mide küçük olduğu için atlar günde 2-3 defa yemlenmelidir. Bu nedenle ata her öğünde 0,4-0,5 kg/ 100 kg CA yem önerilir. Verilecek konsantre yemler iyi kalitede ve hijyenik olmalıdır, olmazsa eğer sindirim bozukluğu sonucu sık sık sancı şekillenir.

İNCE BAĞIRSAKLAR: Atta 20-25 m uzunluğundadır ve sindirim sistemi kapasitesinin %30’unu oluşturur. KH, protein ve yağların gerçek sindirimi büyük çoğunlukla ince bağırsaklarda olur. Atların safra kesesi olmadığı için safra, karaciğerden doğrudan bağırsağa verilir. Safra salgısı 300 ml/saattir.

KALIN BAĞIRSAKLAR: Bu organ ortalama 7-7,5 m olup, sekum, kolon ve rektumdan oluşmuştur. sekum; kapasitesi 25-35 lt kadardır, suyun büyük bir kısmı buradan emilmektedir. Kolon ve sekumda bulunan bakteriler KH’ları UYA’lerine, proteinleri ise amino asit, amonyak ve karbondioksite kadar parçalayabilirler.

KOLON: özellikle mikrobiyel sindirim diğer bir ifade ile selüloz sindirimi burada yaşayan bakteri ve protozonlar tarafından yapılır. Ayrıca B kompleks vitaminleri de kısmen sentezlenmektedir. Bir yemin sindirim sisteminde geçişi ortalama 35-50 saat olup, bu zamanın %85’i kalın bağırsakta olmaktadır.

 

YEM MADDELERİNİN SİNDİRİMİ

Atların sindirim sistemi diğer hayvanlardan farklıdır. Özellikle yemdeki selüloz düzeyi sindirimi olumsuz yönde etkiler.

PROTEİN SİNDİRİMİ: Protein sindirimi ince bağırsakta başlar. Burada amino asitler emilerek proteine dönüşür. Ancak atlar emilen bu amino asitlerden yeterince yararlanamazlar. Çünkü emilim yetersizdir ve emilen kısımda ise ekzojen amino asit sentezi tam yapılmadığından hayvanlar bundan tam olarak yararlanamaz.

KARBONHİDRAT SİNDİRİMİ: Kolay eriyebilen karbonhidratların büyük çoğunluğu ince bağırsakta glikoz ve diğer basit şekerlere dönüşerek emilir. Bazı karbonhidratlar (selüloz) ise kalın barsak ve sekumda bulunan bakteriler vasıtasıyla uçucu yağ asitlerine (asetik, propiyonik ve bütirik asit) parçalanır ve kalın bağırsaktan emilerek büyük bir kısmı enerji kaynağı olarak kullanılır.

YAĞ SİNDİRİMİ: Besin maddesi yada yağın sindirimi ince bağırsakta olur ve emilir. Atlar rasyonda bulunan yağı belli bir oranda tölere edebilirler (%15).

VİTAMİN EMİLİMİ: Yağda eriyen vitaminler genelde ince bağırsaktan emilir. B grubu vitaminler ise kalın bağırsaktaki mikroorganizma vasıtasıyla sentezlenir.

SİNDİRİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1)      YEMLERİN HAZIRLANIŞ ŞEKLİ : Kaba yemlerin peletlenmesi selüloz sindirimini azaltır. Taylar ve yaşlı atlar için tahılların kırılıp öğütülmesi gerekir.

2)      YEM TÜKETİMİ: Ata verilen toplam yem miktarı arttıkça besin maddelerinin sindirimi düşer.

3)      RASYONUN SELÜLOZ MİKTARI :  Rasyonun  selüloz düzeyi ne kadar yüksekse sindirilme derecesi de o oranda azdır. Nitekim samanın sindirilme derecesi %35 iken yoncada bu oran daha yüksektir.

4)      YEMLEME SIKLIĞI: Yemleme sıklığı atlarda önemli olmasına rağmen sindirimi önemli ölçüde etkilememektedir.

BESİN MADDE İHTİYAÇLARI

KURU MADDE TÜKETİMİ: Atların kuru madde tüketimi hayvanın fizyolojik durumuna ve yemin kalitesine bağlı olarak değişebilir. Pratik olarak bu hayvanların yem tüketimi ortalama canlı ağırlığının %2,5 kadardır. At beslemede genel bir kural olarak hayvana verilen yemin yarısı kaba yem ve diğer yarısı da konsantre yemden oluşmalıdır. Ata verilecek yem miktarının belirlenmesinde hayvanın canlı ağırlığının bilinmesi gerekir. Genel olarak atların kaba yem tüketimi en azın canlı ağırlığının %1 i kadar olması önerilir. Yoğun eğitimdeki yarış atlarının yem tüketimi ise canlı ağırlığının % 3 ten daha fazladır.

SU İHTİYACI 

Bu hayvanlar yem tüketmeden uzun süre yaşayabilmelerine rağmen susuz yaşayamazlar. Vücut suyunun %10 unu kaybetmesi durumunda organizmada bozukluklar şekillenirken bu oran %20 olduğu zaman ölüm bile meydana gelebilmektedir. Genel olarak atlar tükettiği her kg yem için 2-3 litre suya ihtiyaç duyarlar.

Atların Su İhtiyacını Etkileyen Faktörler: yaş, çevre ısı ve nem, iş (çalışan atlara 2 saatte bir su verilmelidir), rasyon, laktasyon.

Atlara Su Verileceği Zaman Dikkat Edilmesi Gerekenler:

1)      Atlara su her zaman belli aralıklarla verilmeli ve hayvanlar susuz kalmamalıdır.

2)      Çok çalıştırılan ve terli olan atlara soğuk su vermekten kaçınılmalı aksi halde sancı görülebilir.

3)      Egzersizden ve yemlemeden bir saat sonra su verilmelidir.

4)      Su azar azar sıcak yaz günlerinde ise sık sık verilmelidir.

ENERJİ iHTİYACI At beslemede enerji birimi genelde SE (Sindirilebilir Enerji) olarak kullanılır.

1.YAŞAMA PAYI ENERJİ İHTİYACI: SE,Mcal/kg= 1.82 x (0.0383 x CA) – (0.000015 x CA2)

2.BÜYÜMEDE ENERJİ İHTİYACI: SE= (4.81 + 1.17 x Y – 0.023 Y2) x GCAA Y: hayvanın yaşı ay    GCAA: günlük canlı ağırlık artışı

3.GEBELİKTE ENERJİ İHTİYACI Gebeliğin son üç dönemine kadar yaşama payı Gebeliğin 9. Ayında Yaşama payı x 1.11 10. Ayında Yaşama payı x 1.13 11. Ayında Yaşama payı x 1.20 ile hesaplanır.

ENERJİ YETERSİZLİĞİNDE; Taylarda büyüme yavaşlar veya durur. Erginlerde ağırlık kaybı, döl verimi ve form düşüklüğü, aşırı yorgunluk meydana gelir. İç organlarda atrofi ve yağ dokuda azalma görülür.

ENERJİ FAZLALIĞINDA; Hayvanda yağlanma vardır. İş ve döl verim performansı düşer. Genç hayvanlarda çeşitli iskelet bozuklukları ortaya çıkar.

ATLARDA PROTEİN İHTİYACI

Proteinler tün yaşam boyunca mutlaka gerekli olan bir besin maddesidir. Özellikle taylara mutlak suretle kaliteli protein vermek gerekir. Bu amaçla baklagil otları, soya küspesi, keten tohumu küspesi gibi yem maddeleri kullanılabilir. Yaşama payı protein ihtiyacı düşüktür ve iyi kaliteli kaba yemle karşılanabilir. Pratik olarak iki yaşlı ve eğitimli atların protein ihtiyacı %13-14 proteinli konsantre yem ve iyi kaliteli ot ile karşılanabilir. Genel olarak çalışan atların ham protein ihtiyacı toplam rasyonda %10-11,5 ; gebe kısrakların %10-10,15 laktasyonda olanlarda %11-13,5 aygırda %9,5-10 sütten kesilen tayda %14,5 tur. Diğer taraftan rasyonda %0,2 lizin bulunan yeme %0,1 treonin ilave edildiğinde kas gelişiminde olumlu sonuçlar alınır. Bu amaçla rasyonlarda yağlı tohum küspesi yada hayvansal kökenli yemler kullanılabilir. Atlarda gebeliğin son 90 günü fötusa bağlı protein birikimi (%60) meydana gelmektedir. Bundan dolayı hayvanın protein ihtiyacının bu dönemde ayrı bir özen gösterilmelidir. Kısrağın laktasyon döneminde protein ihtiyacını karşılamak için protein kalitesi yüksek yemler tavsiye edilir. Çünkü hayvan laktasyon döneminin ilk iki ayında sütteki protein miktarı yüksektir. Bu dönemde ham protein ihtiyacı rasyonda %14 lizin %0,41 olmalıdır.

ATLARDA MİNERAL İHTİYACI

Tuz: Atlarda fazla terleme ile önemli derecede tuz kaybolmaktadır. Nitekim orta derece iş yapan atlar terleme ile 50-60 gr/gün ve idrarla 35gr/gün tuz kaybederler. Eğer tuz kaybı karşılanmazsa hayvanlarda bitkinlik görülür. Atlarda ortalama tuz ihtiyacı 85 gr/gün dür. Ancak bu miktar atın çalışmasın ve çevre sıcaklığına göre değişebilir. Konsantre yemlere %0,5-1 oranında tuz katılması atın tuz ihtiyacını karşılayabilir

 Kalsiyum ve Fosfor: Atlar bu iki elemente diğer elementlere göre daha fazla ihtiyaç duyarlar.  Ortalama 500 kg CA bir atta 720 gr kalsiyum 400 gr fosfor bulunur. Atlar normal bir rasyonda  kalsiyumun %45-70 ini  fosforun %35-55 ini değerlendirebilmektedir. Bu değerlendirmede bir çok faktör rol oynamaktadır. Bunlar; -          Ca/P oranı : normal rasyonda 1,1/1,0 , yaşlı atta 2/1 , sütten kesilen tayda 3/1 dir. -          Oksalat ve fitat gibi organik inhibitörlerin mevcut olması -          Hayvanın yaşı -          Rasyonda D vitamininin de yeterli olması önemli faktörlerdendir. D vitamini Ca/P oranının dengede tutulmasına yardımcı olur.

Magnezyum: Magnezyum elementinin Ca ve P ile çok yakından ilişkisi vardır. At rasyonlarının %50 si kaba yemlerden oluşuyorsa magnezyum ihtiyacı karşılanmış demektir. Magnezyum iyonu vücut sıvılarının unsuru ve enzim aktivatörü olması nedeniyle esansiyel özellik taşır. Özellikle yarış ve gösteri atlarında önemlidir. Rasyonda magnezyum yeterli değilse kassal fonksiyon bozukluğu şekillenir.

Vitamin İhtiyacı : Hayvandan belli bir düzeyde verim alabilmek için rasyona vitaminlerin ilave edilmesi gerekir. Bazı vitaminler atlar tarafından sentezlenmektedir. Sekum vitamin sentezinin yapıldığı yerdir. Atlarda B vitaminleri sentezlenmesine karşılık hepsi sentezlenemez. Özellikle genç atlar ve yarış atlarında B kompleks vitaminleri sentezi yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla bu hayvanlara dışarıdan B grubu vitaminlerin takviye edilmesi gerekir.

Balast Madde İhtiyacı: Hayvanın balast madde ihtiyacı karşılanabilmesi için rasyonun ham selüloz düzeyinin en az %16-18 olması gerekir. Balast madde yetersizliğide; Sindirim bozukluğu, dişlerde şekil bozukluğu, tükürük salgısının azalması ve midede  istenmeyen fermentasyon, verimde azalma, bağırsakta konstipasyon, doygunluk hissedilmediğinden kemirme görülür.

Vücut Kondüsyon Skoru: Vücut kondüsyonu ABD sitemine göre 1’den 9’a kadar. Avusturalya sistemine göre 1’den 5’e kadar sınıflandırılır. Atlarda vücut kondusyon skorunun ABD sistemine göre 8,5 dan fazla olması durumunda sancı, üreme performansının azalması, ortopedik hastalıkların gelişmesi ve arpalamaya neden olabilir. VKS’nin 4’ten küçük olması, üreme sisteminde problemler, yavru gelişiminin gerilemesi, östrusun durması ve İmmum sistemde problemlere neden olur.

YEMLER

KABA YEMLER

At beslemede mera, çayır otu, kuru ot, yonca ve silaj kaba yem olarak kullanılır. Kaba yem ihtiyacı, canlı ağırlığın % 0.5-1.0 arasında değişmektedir. Yeni doğan taylar ile sütten kesilen ve yüksek performans gösteren atların kaba yem tüketimi düşüktür. Yaşlı hayvanlar ise tam tersine az bir konsantre yemi fazla miktarda da kaba yemi tüketmektedirler. Gebe hayvanlar ise % 50 kaba yem, % 50 konsantre yem tüketirler.

1-) Çayır ve mera: Meralar kuruda bulunan bir atın besin maddeleri ihtiyacını karşılayabilir. Baklagil otunca zengin mera otları at besleme için mükemmel bir yem maddesi olup, bunu diğer çayır otları takip eder. At günde 12 saat merada otlayabilir. Ağır iş ve antrenman yapan atların enerji ihtiyacını mera otlarıyla karşılayamadığından bu atlara canlı ağırlığın % 0.75-1.50‘si kadar tane yem karmaları verilmelidir.

2-) Kuru ot: Genel olarak at beslemede çok kullanılır. Atlara verilen kuru ot erken biçilmiş, bol yeşil yapraklı baklagil otu ile karışık ve temiz olmalıdır. Çalışan atlar, yarış atları, laktasyondaki kısraklar ve genç taylara kuru ota ek olarak tane yem karmaları mutlaka verilmelidir.

3-) Yonca: Bu yem maddesi, at rasyonlarını dengelemek için kullanılır. Yonca 2.75-4.5 kg`a kadar atlara verilebilir. Yetişkin atlara % 20 sorgum, %20 yonca otu karıştırılarak verildiğinde olumlu sonuçlar alınmıştır.

4-) Silaj: At rasyonlarında fazla silaj kullanılmaz. Silaj, kuru otun 1/3’den fazla verilmez. Diğer bir ifade ile en fazla 4.5-7.0 kg/gün verilebilir.

TANE YEMLER

Yulaf: Yulaf at rasyonlarında en yaygın kullanılan yem maddesidir. Düşük bir yoğunlukta olması, yüksek selüloz içermesi, çiğneme için tahılın büyüklüğünün ideal olması, konstipasyonu önlemesi gibi nedenlerden dolayı yaygın kullanılır.

Arpa: Arpa at rasyonlarında tek başına ve yüksek düzeyde kullanıldığında kolik`e neden olabilir. Arpa ile beraber %15 hacimli yemler, kepek veya %25 yulaf verilerek kolik önlenebilir. Arpa konsantre rasyonun % 33-50’sini geçmemelidir.

Mısır: Tane yemler içerisinde en fazla enerji değerine sahiptir. Mısır rasyonlara bütün, kabaca veya buharda öğütülerek katılabilir. Kırılmamış mısır, genç tay ve dişleri bozuk atların rasyonlarında kullanılmamalıdır.

Buğday: Kabaca kırılmış olarak rasyonlara katılmalıdır. Konsantre yemlere en fazla %30 oranında katılabilir.

Buğday kepeği: Selülozun yüksek olmasından dolayı at rasyonlarında tercih edilmektedir. Ayrıca laksatif etkili, hacimli ve lezzetlidir.

Melas: Atlar için iyi bir yem maddesidir.  Rasyonun lezzetini arttırdığı gibi tozumasını da önler. Konsantre yemlere %5-15 düzeyinde katılabilir.

Soya Küspesi: Bu yem maddesi, mükemmel bir protein kaynağıdır. Lizin miktarı yüksek olup bu yönü ile tay rasyonlarının vazgeçilmez yem maddelerinden birisidir.

Pamuk tohumu küspesi: Kuru ve tozlu olduğu zaman atlarda konstipasyona neden olabilir. Gosipol içerği düşük pamuk tohumu küspesi at rasyonlarında yaygın bir şekilde kullanılabilir. Yetişkin bir ata günde 450-700 gr pamuk tohumu küspesi verilebilir.

Keten Tohumu Küspesi: Bu küspe, proteinli yemler içinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Atın kıllarına parlaklık ve canlılık verir. Laksatiftir ve konstipasyonu önler.Keten tohumu küspesi lizin bakımından fakirdir ve tay rasyonlarında ve hızlı büyülen atlarda kullanıldığından lizin eksikliğine neden olabilir.

Balık Unu: Protein bakımından zengin bir yem maddesidir.lizin ve metiyonin yönünden zengindir. Rasyonlara düşük düzeyde katılır ve rasyonun amino asit yönünden dengelenmesine yardımcı olur.

Et Unu ve Et-Kemik Unu: Protein kaynağı olarak at rasyonlarında kullanılır. Lizin, kalsiyum, fosfor, mineral ve vitamin yönünden zengindir. Tay rasyonlarında tercih edilir.

AT BESLEMEDE ANA KURALLAR

Kaliteli yemler verilmeli, verilen rasyon dengeli olmalı, ani rasyon değişikliklerinden kaçınılmalı, laktasyonda ve büyüme döneminde olan atlarda protein ve mineral yüksek olmalı, Kaba yemin rasyondaki ağırlığı % 50 olmalı, küflü donmuş yem verilmemeli, elden yem yedirmemeli ki bu durum kemirmeye neden olabilir, büyüyen ve laktasyonda olan atlara daha ziyade baklagil otları verilmeli, olgun ve yaşlı atlara buğdaygil otları tercih edilmeli, yemle yeterince Ca ve P verilmeli, atlarda diş kontrolü mutlaka yapılmalı, konsantre yemler çok inceltilmemeli, hayvana verilen su temiz ve serin olmalı, çalışma yapacak atlar çalışmaya çıkmadan en az 1 saat önce yemini tamamen bitirmiş olmalı veya çalışmadan gelmiş atlara en az 1 saat sonra yem verilmeli, genelde atlar günde iki kez yemlenmeli, çok sıkı çalışan atlarada ise bu sayı 3’e çıkarılmalı, terli ve egsersizden yeni gelmiş atlara hemen su verilmemeli, ahırda kalan atlara sürekli egsersiz yapılmalıdır.

TAYLARIN BESLENMESİ:

0-3 ay’a kadar yaşta olan atlara tay denir. Tayların beslenmesinde en önemli kriter uygun canlı ağırlık artışının sağlanmasıdır. Doğumdan sonra ilk 12 saat içinde taya 500 ml kolostrum verilmelidir. Taylara 3 haftalık yaştan sonra tek başına süt verilmemelidir. Anemiye neden olabilir.  Çünkü süt  demir, bakır ve C vitamini bakımından yetersizdir. Taya 2 hafta sonra yem verilmeye başlanabilir. Tay büyütme yemi % 16-18 HP, 12-13 Mkal/kg SE, % 0.8 Ca ve % 0.6 P içermelidir. Konsantre yem düşük selülozlu, lezzetli ve amino asiti dengeli olmalıdır.

BİR YAŞLI ATLARIN BESLENMESİ

Atlar bir yaşına ulaştığında iyi bir şekilde büyümüş, optimum vücut şeklini almış, ayakları gelişimini tamamlamış durumdadır. Sütten kesildikten sonra taylara her 100 kg canlı ağırlık için 1.2 kg kaba yem ve 1.2 kg konsantre yem vermek yeterlidir. Konsantre yem yaklaşık % 16-18 ham protein kapsarken kaba yemler % 10 ham protein içermektedir.

BİR YAŞINDAN BÜYÜK  ATLARIN BESLENMESİ

Bu hayvanların rasyonlarındaki protein, kalsiyum ve fosfor miktarı bir yaşındakilere oranla daha düşüktür. Kaba yem oranı %60-70 konsantre yem oranı da %30-40 olmalıdır.

AYGIRLARIN BESLENMESİ

Aygırlar yetiştirme ve tohumlama (şubat-haziran) sezonundan önce ne fazla yağlandırılmalı ne de fazla zayıf olmalıdır. Aygır tohumlamada kullanılacaksa iyi kaliteli çayır otu veya yonca otu ile besin madde ihtiyacı büyük ölçüde karşılanır. Bu hayvanlara konsantre yem fazla verilmemeli daha çok kaba yem ağırlıklı besleme yapılmalıdır. Tohumlama döneminde aygırlar protein, enerji, mineral ve vitamin bakımından yüksek yeme ihtiyaç duyarlar. Tohumlama sezonunda 100 kg canlı ağırlık için 1 kg konsantre yem verilir.

KISRAKLARIN BESLENMESİ

Kısrakların aşırı kilolu yada çok zayıf olması üreme sistemini olumsuz etkilediği için istenmeyen bir durumdur. Laktasyonun ilk 3 ayında konsantre yem toplam yem tüketiminin %45-55’ini oluşturur. Bu dönemde yem tüketimi günde 3.0/100 kg CA’a yükselir. Laktasyonun 3. ayından sonra süt verimi azaldığından dolayı yem tüketimi de azalır. Konsantre yem oranı rasyonda %30-40’a azaltılabilir. Kaba yemin protein düzeyi ise            % 11’den az olmamalıdır.

YARIŞ ATLARININ BESLENMESİ

At bir yaşından itibaren eğitime ve çalışmaya başlar. Yarış atları genelde 2 yaşında yarışmaya başlarlar. Bu dönemde çok iyi dengelenmiş bir rasyonla atın beslenmesi gerekir. Yarış atları yüksek düzeyde enerjiye ihtiyaç duyarlar. Enerji yetersizse yarış performansını etkiler. Atlar bu enerjiyi glikojen ve serbest yağ asitlerinden karşılar. Bu amaçla rasyona glikojen ve yağ ilave edilebilir. Yarış atları CA’nın % 2-2.5’i kadar her gün kuru yem almalıdırlar. Yemin minimum % 35-40 kaliteli kaba yemden, % 60-65‘i ise eksersiz durumuna göre tahıl ağırlıklı konsantre yemden oluşturulmalıdır. Enerji ve protein kaynağı olarak 1-2 yem kullanılmalı ve kaba yem olarak bol yapraklı kuru otlardan yararlanılmalıdır. İlave olarak kalsiyum, fosfor, elektrolitler, iz element ve vitaminler eksersiz durumlarına göre karşılanmalıdır.

ATLARDA ÖNEMLİ BESLENME HASTALIKLARI

LAMİNİTİS: Atlarda oldukça sık ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık ayağın lamina (yumuşak) tabakasının yangısıdır. Genellikle ön ayağa lokalize olmaktadır. Akut yada kronik olarak görülebilir. Etiyoloji: birçok nedeni vardır. Fakat en önemli nedeni fazla miktarda tane yemin verilmesidir. Karbonhidratların fazlaca alımını takiben kan laktat seviyesi hızla yükselerek dolaşımda kollaps oluşumunu hızlandırır ve at laminitis semptomu göstererek bazen de göstermeden ölür. Klinik belirtiler genelde 10 günde ortaya çıkar. Görülen klinik belirtiler ise yüksek ateş, solunum, kalp ve nabız sayısında artış, aşırı terleme, ayaklarda ağrı ve sıcaklık vardır. Ayak üzerindeki arterlerin pulzasyonu yüksektir. Topallık belirgindir.

SANCI(KOLİK): Sancı, birçok nedene bağlı olarak sindirim sisteminde meydana gelen bozukluklarla karakterize ve ince bağırsaktaki kasların kasılması sonucu oluşan abdomen ağrısıdır. Fazla miktarda yemin birdenbire verilmesi, stres, midesi dolu olan atların çalıştırılması, parazitlerin varlığında, ani yem değişiklikleri,egzersizden hemen önce yem verilmesi, yemden hemen sonra su verilmesi gibi nedenlerden dolayı sancı oluşmaktadır.

AZOTÜRİ (PAZARTESİ HASTALIĞI): Hastalık yarış atlarında ve fazla çalışan küçük atlarda daha sık görülür. Birden bire arka bacaklarda paraliz ile karakterize olan bu hastalık bir süre dinlendirmede olan atların aniden çalışmaya başlatılmasında sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genellikle azotüri, glikolisis sonucu dokularda ve kanda laktik asit birikmesi ile bazı mental bozukluklara neden olan bir myopati olarak tanımlanır. Klinik belirtiler egzersizin ilk 15 dakikası içinde ortaya çıkmaktadır.

OSTEOKONDROZİS (Endokondral Kemikleşmede Bozukluk) Topallık yarış atlarında en çok görülen klinik bir problemdir. Hastalığın iki formu vardır. Birincisi kıkırdakta kalıtımsal bozukluk (genetik), ikincisi ise normal kıkırdak yapı üzerinde meydana gelen bozukluk olarak tanımlanır.(beslenmeye bağlı) Atlarda yüksek kalori alınması osteokondrozisin oluşmasında en önemli etkendir. Ayrıca rasyonda bulunan fazla miktardaki ham protein de osteokondrozise neden olmaktadır. Atlarda bakır noksanlığı ve çinko fazlalığı sonucu ortopedik gelişim bozukluları görülmektedir.

YARIŞ ATLARINDA PERFORMANSI ARTIRMA UYGULAMALARI

Yarış atlarında iyi bir besleme programı ile performans arttırılabilir. Bu amaçla denenmiş farklı besleme stratejileri şunlardır;

1-)Glukoz uygulama: Atlarda yapılan her iş esnasında kas glikojeni azalır. İşten önce glukoz solusyonlarının  oral veya intra venöz yolla  verilmesiyle kaslara glukoz sağlanmış olur.

2-)Karbonhidrat  yükleme:  CHO tüketimi ile  kaslarda glikojen birikimi, glikojen ile dayanıklılık arasındaki ilişkiler esas alınarak atlarda performansı artırmak için uygulanan bir yöntemdir. Prensibi kaslarda glikojen içeriğini arttırmak ve iş yapan hayvanlarda  anaerobik yorgunluğun başlamasını geciktirerek iş yapma süresini arttırmaktır.

3-)Rasyona yağ katılması: Rasyona yağ ilave edilerek yem miktarı artırılmadan enerji  düzeyi arttırılır. Yağ ilavesiyle dayanıklılık arttırılır  ve yorgunluk geciktirilebilir.  Yarış esnasında % 10 oranında yağ içeren rasyonlar tavsiye edilebilir.

4-)Bikarbonat kullanımı: Ekstrasellüler sıvıda bikarbonat konsantrasyonu artırılarak kaslardan laktik asit akışı hızlandırılabilir. İşten 2-2.5 saat önce 120-150 g NaHCO3 verildiğinde tırıs koşu atlarının bir mil mesafeyi  yaklaşık 1.2 saniye daha hızlı koştuğu belirlenmiştir.

5-)N,N-dimetilglisin kullanımı: İşten sonra kan laktik asit konsantrasyonunu azaltır. Ergin bir atta 1.6 mg DMG/kg CA miktarında kullanılır.

6-)Maya kullanımı: Proteinin etkin kullanımı ve kas gelişimi için az miktarlarda canlı maya kültürü kullanılır. Taylarda günde 2 kere verilen maya kültürünün N retensiyonunu %160 arttırdığı tespit edilmiştir.

 

HAZIRLAYAN: KORAY ÜLKER / MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ KAYNAKLAR

1-      Hayvan besleme ve beslenme hastalıkları kitabı

2-      http://www.veterinary.ankara.edu.tr/docs/atbeslemesunum.ppt Prof. Dr. M. Kemal KÜÇÜRKERSAN

3-      http://forum.veterinerhekimiz.com/thread-22583.html?highlight=at+beslemeProf. Dr. Fatma İNAL

At, 4500-5000 yıl önce evcilleştirilmiş olup, bugünkü durumuna 55 milyon yıllık bir evrim sonucunda gelmiştir. Atın ilk defa Türkler tarafından evcilleştirildiği, ilk yarışlarının yapıldığı ve çeşitli atlı sporları geliştirildiği bildirilmiştir. Dünyada yaklaşık olarak 160-170 adet at ırkı bulunmaktadır. Genellikle sıcak kanlı (arap ve ingiliz) ve soğuk kanlı (haflinger atı) at ırkları olarak ikiye ayrılır. Yerli ırklarımız ise Anadolu yerli tipi, Çukurova ve arap tipi atlardır. Uzun yayla, midilli, canik, malakan atları diğer mahalli atlarımızdandır.

ATTA SİNDİRİM SİSTEMİ ANATOMİSİ VE FONKSİYONLARI

Tek mideli bir hayvan olan at tam bir ot yiyicidir. Atlarda sindirim sistemi ağız, farenks, özafagus, mide, ince bağırsak ve anüsten oluşur. Atlarda mide ruminantlara göre çok küçüktür. Bu nedenle atlara yemler birden değil azar azar ve sık sık verilmelidir. Aşırı miktarda yem tüketimi olursa hızlı solunum, midede şişkinlik, kolik ve mide yırtılması oluşabilir. Atlarda ince bağırsaklar toplam sindirim sisteminin 1/3’nü oluşturur ve fonksiyonel bir sekum bulunmaktadır. Sekum fermentasyonun ve bakteriyel sindirimin gerçekleştiği yerdir. Kuru ot ve çayır otları gibi kaba yemler sekumda sindirilir. Atta organların görünüşü şekilde verilmiştir.

 

AĞIZ: Yemin alınması dudaklar, dil ve dişlerin yardımıyla olur. Yemin ağıza alınmasında dudakların önemli bir görevi vardır.

DİŞLER: At beslemede dişlerin önemli rolü vardır. Diş sağlığı atların beslenmesinde dikkat edilecek ilk ve önemli unsurlardan biridir. Diş sağlığının bozulması durumunda hayvan yemi sık sık ıslatır ve yemi yeterince değerlendiremez. Atlar yemi çok fazla sayıda çiğnedikleri için diş sağlığının kontrolünün yapılması gerekliliğini göstermektedir. Atlar günde ortalama 35-40 litre tükrük salgılar. Tükrük tampon görevi görür.

ÖZEFAGUS: Yem partiküllerinin mideye geçişinden sorumlu organdır. Özefagus ile mide arasında güçlü bir sfinkter yer alır. Bu nedenle atlar çok zor kusarlar. Kusma şekillendiği durumlarda mide yırtılması sonucu ölüm görülür.

MİDE: Ortalama 15-18 lt’dir. Mide küçük olduğu için atlar günde 2-3 defa yemlenmelidir. Bu nedenle ata her öğünde 0,4-0,5 kg/ 100 kg CA yem önerilir. Verilecek konsantre yemler iyi kalitede ve hijyenik olmalıdır, olmazsa eğer sindirim bozukluğu sonucu sık sık sancı şekillenir.

İNCE BAĞIRSAKLAR: Atta 20-25 m uzunluğundadır ve sindirim sistemi kapasitesinin %30’unu oluşturur. KH, protein ve yağların gerçek sindirimi büyük çoğunlukla ince bağırsaklarda olur. Atların safra kesesi olmadığı için safra, karaciğerden doğrudan bağırsağa verilir. Safra salgısı 300 ml/saattir.

KALIN BAĞIRSAKLAR: Bu organ ortalama 7-7,5 m olup, sekum, kolon ve rektumdan oluşmuştur. sekum; kapasitesi 25-35 lt kadardır, suyun büyük bir kısmı buradan emilmektedir. Kolon ve sekumda bulunan bakteriler KH’ları UYA’lerine, proteinleri ise amino asit, amonyak ve karbondioksite kadar parçalayabilirler.

KOLON: özellikle mikrobiyel sindirim diğer bir ifade ile selüloz sindirimi burada yaşayan bakteri ve protozonlar tarafından yapılır. Ayrıca B kompleks vitaminleri de kısmen sentezlenmektedir. Bir yemin sindirim sisteminde geçişi ortalama 35-50 saat olup, bu zamanın %85’i kalın bağırsakta olmaktadır.

YEM MADDELERİNİN SİNDİRİMİ

Atların sindirim sistemi diğer hayvanlardan farklıdır. Özellikle yemdeki selüloz düzeyi sindirimi olumsuz yönde etkiler.

PROTEİN SİNDİRİMİ: Protein sindirimi ince bağırsakta başlar. Burada amino asitler emilerek proteine dönüşür. Ancak atlar emilen bu amino asitlerden yeterince yararlanamazlar. Çünkü emilim yetersizdir ve emilen kısımda ise ekzojen amino asit sentezi tam yapılmadığından hayvanlar bundan tam olarak yararlanamaz.

KARBONHİDRAT SİNDİRİMİ: Kolay eriyebilen karbonhidratların büyük çoğunluğu ince bağırsakta glikoz ve diğer basit şekerlere dönüşerek emilir. Bazı karbonhidratlar (selüloz) ise kalın barsak ve sekumda bulunan bakteriler vasıtasıyla uçucu yağ asitlerine (asetik, propiyonik ve bütirik asit) parçalanır ve kalın bağırsaktan emilerek büyük bir kısmı enerji kaynağı olarak kullanılır.

YAĞ SİNDİRİMİ: Besin maddesi yada yağın sindirimi ince bağırsakta olur ve emilir. Atlar rasyonda bulunan yağı belli bir oranda tölere edebilirler (%15).

VİTAMİN EMİLİMİ: Yağda eriyen vitaminler genelde ince bağırsaktan emilir. B grubu vitaminler ise kalın bağırsaktaki mikroorganizma vasıtasıyla sentezlenir.

SİNDİRİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1)YEMLERİN HAZIRLANIŞ ŞEKLİ : Kaba yemlerin peletlenmesi selüloz sindirimini azaltır. Taylar ve yaşlı atlar için tahılların kırılıp öğütülmesi gerekir.

2)YEM TÜKETİMİ: Ata verilen toplam yem miktarı arttıkça besin maddelerinin sindirimi düşer.

3)RASYONUN SELÜLOZ MİKTARI :Rasyonunselüloz düzeyi ne kadar yüksekse sindirilme derecesi de o oranda azdır. Nitekim samanın sindirilme derecesi %35 iken yoncada bu oran daha yüksektir.

4)YEMLEME SIKLIĞI: Yemleme sıklığı atlarda önemli olmasına rağmen sindirimi önemli ölçüde etkilememektedir.

BESİN MADDE İHTİYAÇLARI

KURU MADDE TÜKETİMİ: Atların kuru madde tüketimi hayvanın fizyolojik durumuna ve yemin kalitesine bağlı olarak değişebilir. Pratik olarak bu hayvanların yem tüketimi ortalama canlı ağırlığının %2,5 kadardır. At beslemede genel bir kural olarak hayvana verilen yemin yarısı kaba yem ve diğer yarısı da konsantre yemden oluşmalıdır. Ata verilecek yem miktarının belirlenmesinde hayvanın canlı ağırlığının bilinmesi gerekir. Genel olarak atların kaba yem tüketimi en azın canlı ağırlığının %1 i kadar olması önerilir. Yoğun eğitimdeki yarış atlarının yem tüketimi ise canlı ağırlığının % 3 ten daha fazladır.

SU İHTİYACI

Bu hayvanlar yem tüketmeden uzun süre yaşayabilmelerine rağmen susuz yaşayamazlar. Vücut suyunun %10 unu kaybetmesi durumunda organizmada bozukluklar şekillenirken bu oran %20 olduğu zaman ölüm bile meydana gelebilmektedir. Genel olarak atlar tükettiği her kg yem için 2-3 litre suya ihtiyaç duyarlar.

Atların Su İhtiyacını Etkileyen Faktörler: yaş, çevre ısı ve nem, iş (çalışan atlara 2 saatte bir su verilmelidir), rasyon, laktasyon.

Atlara Su Verileceği Zaman Dikkat Edilmesi Gerekenler:

1)Atlara su her zaman belli aralıklarla verilmeli ve hayvanlar susuz kalmamalıdır.

2)Çok çalıştırılan ve terli olan atlara soğuk su vermekten kaçınılmalı aksi halde sancı görülebilir.

3)Egzersizden ve yemlemeden bir saat sonra su verilmelidir.

4)Su azar azar sıcak yaz günlerinde ise sık sık verilmelidir.

ENERJİ iHTİYACI

At beslemede enerji birimi genelde SE (Sindirilebilir Enerji) olarak kullanılır.

1.YAŞAMA PAYI ENERJİ İHTİYACI:

SE,Mcal/kg= 1.82 x (0.0383 x CA) – (0.000015 x CA2)

2.BÜYÜMEDE ENERJİ İHTİYACI:

SE= (4.81 + 1.17 x Y – 0.023 Y2) x GCAA

Y: hayvanın yaşı ayGCAA: günlük canlı ağırlık artışı

3.GEBELİKTE ENERJİ İHTİYACI

Gebeliğin son üç dönemine kadar yaşama payı

Gebeliğin 9. Ayında Yaşama payı x 1.11

10. Ayında Yaşama payı x 1.13

11. Ayında Yaşama payı x 1.20 ile hesaplanır.

ENERJİ YETERSİZLİĞİNDE; Taylarda büyüme yavaşlar veya durur. Erginlerde ağırlık kaybı, döl verimi ve form düşüklüğü, aşırı yorgunluk meydana gelir. İç organlarda atrofi ve yağ dokuda azalma görülür.

ENERJİ FAZLALIĞINDA; Hayvanda yağlanma vardır. İş ve döl verim performansı düşer. Genç hayvanlarda çeşitli iskelet bozuklukları ortaya çıkar.

ATLARDA PROTEİN İHTİYACI

Proteinler tün yaşam boyunca mutlaka gerekli olan bir besin maddesidir. Özellikle taylara mutlak suretle kaliteli protein vermek gerekir. Bu amaçla baklagil otları, soya küspesi, keten tohumu küspesi gibi yem maddeleri kullanılabilir. Yaşama payı protein ihtiyacı düşüktür ve iyi kaliteli kaba yemle karşılanabilir. Pratik olarak iki yaşlı ve eğitimli atların protein ihtiyacı %13-14 proteinli konsantre yem ve iyi kaliteli ot ile karşılanabilir. Genel olarak çalışan atların ham protein ihtiyacı toplam rasyonda %10-11,5 ; gebe kısrakların %10-10,15 laktasyonda olanlarda %11-13,5 aygırda %9,5-10 sütten kesilen tayda %14,5 tur. Diğer taraftan rasyonda %0,2 lizin bulunan yeme %0,1 treonin ilave edildiğinde kas gelişiminde olumlu sonuçlar alınır. Bu amaçla rasyonlarda yağlı tohum küspesi yada hayvansal kökenli yemler kullanılabilir.

Atlarda gebeliğin son 90 günü fötusa bağlı protein birikimi (%60) meydana gelmektedir. Bundan dolayı hayvanın protein ihtiyacının bu dönemde ayrı bir özen gösterilmelidir. Kısrağın laktasyon döneminde protein ihtiyacını karşılamak için protein kalitesi yüksek yemler tavsiye edilir. Çünkü hayvan laktasyon döneminin ilk iki ayında sütteki protein miktarı yüksektir. Bu dönemde ham protein ihtiyacı rasyonda %14 lizin %0,41 olmalıdır.

ATLARDA MİNERAL İHTİYACI

Tuz: Atlarda fazla terleme ile önemli derecede tuz kaybolmaktadır. Nitekim orta derece iş yapan atlar terleme ile 50-60 gr/gün ve idrarla 35gr/gün tuz kaybederler. Eğer tuz kaybı karşılanmazsa hayvanlarda bitkinlik görülür. Atlarda ortalama tuz ihtiyacı 85 gr/gün dür. Ancak bu miktar atın çalışmasın ve çevre sıcaklığına göre değişebilir. Konsantre yemlere %0,5-1 oranında tuz katılması atın tuz ihtiyacını karşılayabilir.

Kalsiyum ve Fosfor: Atlar bu iki elemente diğer elementlere göre daha fazla ihtiyaç duyarlar. Ortalama 500 kg CA bir atta 720 gr kalsiyum 400 gr fosfor bulunur. Atlar normal bir rasyondakalsiyumun %45-70 inifosforun %35-55 ini değerlendirebilmektedir. Bu değerlendirmede bir çok faktör rol oynamaktadır. Bunlar;

-Ca/P oranı : normal rasyonda 1,1/1,0 , yaşlı atta 2/1 , sütten kesilen tayda 3/1 dir.

-Oksalat ve fitat gibi organik inhibitörlerin mevcut olması

-Hayvanın yaşı

-Rasyonda D vitamininin de yeterli olması önemli faktörlerdendir. D vitamini Ca/P oranının dengede tutulmasına yardımcı olur.

Magnezyum: Magnezyum elementinin Ca ve P ile çok yakından ilişkisi vardır. At rasyonlarının %50 si kaba yemlerden oluşuyorsa magnezyum ihtiyacı karşılanmış demektir. Magnezyum iyonu vücut sıvılarının unsuru ve enzim aktivatörü olması nedeniyle esansiyel özellik taşır. Özellikle yarış ve gösteri atlarında önemlidir. Rasyonda magnezyum yeterli değilse kassal fonksiyon bozukluğu şekillenir.

Vitamin İhtiyacı : Hayvandan belli bir düzeyde verim alabilmek için rasyona vitaminlerin ilave edilmesi gerekir. Bazı vitaminler atlar tarafından sentezlenmektedir. Sekum vitamin sentezinin yapıldığı yerdir. Atlarda B vitaminleri sentezlenmesine karşılık hepsi sentezlenemez. Özellikle genç atlar ve yarış atlarında B kompleks vitaminleri sentezi yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla bu hayvanlara dışarıdan B grubu vitaminlerin takviye edilmesi gerekir.

Balast Madde İhtiyacı: Hayvanın balast madde ihtiyacı karşılanabilmesi için rasyonun ham selüloz düzeyinin en az %16-18 olması gerekir. Balast madde yetersizliğide; Sindirim bozukluğu, dişlerde şekil bozukluğu, tükürük salgısının azalması ve midede istenmeyen fermentasyon, verimde azalma, bağırsakta konstipasyon, doygunluk hissedilmediğinden kemirme görülür.

Vücut Kondüsyon Skoru: Vücut kondüsyonu ABD sitemine göre 1’den 9’a kadar. Avusturalya sistemine göre 1’den 5’e kadar sınıflandırılır. Atlarda vücut kondusyon skorunun ABD sistemine göre 8,5 dan fazla olması durumunda sancı, üreme performansının azalması, ortopedik hastalıkların gelişmesi ve arpalamaya neden olabilir. VKS’nin 4’ten küçük olması, üreme sisteminde problemler, yavru gelişiminin gerilemesi, östrusun durması ve İmmum sistemde problemlere neden olur.

YEMLER

KABA YEMLER

At beslemede mera, çayır otu, kuru ot, yonca ve silaj kaba yem olarak kullanılır. Kaba yem ihtiyacı, canlı ağırlığın % 0.5-1.0 arasında değişmektedir. Yeni doğan taylar ile sütten kesilen ve yüksek performans gösteren atların kaba yem tüketimi düşüktür. Yaşlı hayvanlar ise tam tersine az bir konsantre yemi fazla miktarda da kaba yemi tüketmektedirler. Gebe hayvanlar ise % 50 kaba yem, % 50 konsantre yem tüketirler.

1-) Çayır ve mera:Meralar kuruda bulunan bir atın besin maddeleri ihtiyacını karşılayabilir. Baklagil otunca zengin mera otları at besleme için mükemmel bir yem maddesi olup, bunu diğer çayır otları takip eder. At günde 12 saat merada otlayabilir. Ağır iş ve antrenman yapan atların enerji ihtiyacını mera otlarıyla karşılayamadığından bu atlara canlı ağırlığın % 0.75-1.50‘si kadar tane yem karmaları verilmelidir.

2-) Kuru ot:Genel olarak at beslemede çok kullanılır. Atlara verilen kuru ot erken biçilmiş, bol yeşil yapraklı baklagil otu ile karışık ve temiz olmalıdır.Çalışan atlar, yarış atları, laktasyondaki kısraklar ve genç taylara kuru ota ek olarak tane yem karmaları mutlaka verilmelidir.

3-) Yonca: Bu yem maddesi, at rasyonlarını dengelemek için kullanılır. Yonca 2.75-4.5 kg`a kadar atlara verilebilir. Yetişkin atlara % 20 sorgum, %20 yonca otu karıştırılarak verildiğinde olumlu sonuçlar alınmıştır.

4-) Silaj: At rasyonlarında fazla silaj kullanılmaz. Silaj, kuru otun 1/3’den fazla verilmez. Diğer bir ifade ile en fazla 4.5-7.0 kg/gün verilebilir.

TANE YEMLER

Yulaf:Yulaf at rasyonlarında en yaygın kullanılan yem maddesidir. Düşük bir yoğunlukta olması, yüksek selüloz içermesi, çiğneme için tahılın büyüklüğünün ideal olması, konstipasyonu önlemesi gibi nedenlerden dolayı yaygın kullanılır.

Arpa:Arpa at rasyonlarında tek başına ve yüksek düzeyde kullanıldığında kolik`e neden olabilir. Arpa ile beraber %15 hacimli yemler, kepek veya %25 yulaf verilerek kolik önlenebilir.Arpa konsantre rasyonun % 33-50’sini geçmemelidir.

Mısır: Tane yemler içerisinde en fazla enerji değerine sahiptir. Mısır rasyonlara bütün, kabaca veya buharda öğütülerek katılabilir. Kırılmamış mısır, genç tay ve dişleri bozuk atların rasyonlarında kullanılmamalıdır.

Buğday: Kabaca kırılmış olarak rasyonlara katılmalıdır. Konsantre yemlere en fazla %30 oranında katılabilir.

Buğday kepeği: Selülozun yüksek olmasından dolayı at rasyonlarında tercih edilmektedir. Ayrıca laksatif etkili, hacimli ve lezzetlidir.

Melas: Atlar için iyi bir yem maddesidir.Rasyonun lezzetini arttırdığı gibi tozumasını da önler. Konsantre yemlere %5-15 düzeyinde katılabilir.

Soya Küspesi:Bu yem maddesi, mükemmel bir protein kaynağıdır. Lizin miktarı yüksek olup bu yönü ile tay rasyonlarının vazgeçilmez yem maddelerinden birisidir.

Pamuk tohumu küspesi: Kuru ve tozlu olduğu zaman atlarda konstipasyona neden olabilir. Gosipol içerği düşük pamuk tohumu küspesi at rasyonlarında yaygın bir şekilde kullanılabilir. Yetişkin bir ata günde 450-700 gr pamuk tohumu küspesi verilebilir.

Keten Tohumu Küspesi:Bu küspe, proteinli yemler içinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Atın kıllarına parlaklık ve canlılık verir. Laksatiftir ve konstipasyonu önler.Keten tohumu küspesi lizin bakımından fakirdir ve tay rasyonlarında ve hızlı büyülen atlarda kullanıldığından lizin eksikliğine neden olabilir.

Balık Unu: Protein bakımından zengin bir yem maddesidir.lizin ve metiyonin yönünden zengindir. Rasyonlara düşük düzeyde katılır ve rasyonun amino asit yönünden dengelenmesine yardımcı olur.

Et Unu ve Et-Kemik Unu: Protein kaynağı olarak at rasyonlarında kullanılır. Lizin, kalsiyum, fosfor, mineral ve vitamin yönünden zengindir. Tay rasyonlarında tercih edilir.

AT BESLEMEDE ANA KURALLAR

Kaliteli yemler verilmeli, verilen rasyon dengeli olmalı, ani rasyon değişikliklerinden kaçınılmalı, laktasyonda ve büyüme döneminde olan atlarda protein ve mineral yüksek olmalı,

Kaba yemin rasyondaki ağırlığı % 50 olmalı, küflü donmuş yem verilmemeli, elden yem yedirmemeli ki bu durum kemirmeye neden olabilir, büyüyen ve laktasyonda olan atlara daha ziyade baklagil otları verilmeli, olgun ve yaşlı atlara buğdaygil otları tercih edilmeli, yemle yeterince Ca ve P verilmeli, atlarda diş kontrolü mutlaka yapılmalı, konsantre yemler çok inceltilmemeli, hayvana verilen su temiz ve serin olmalı, çalışma yapacak atlar çalışmaya çıkmadan en az 1 saat önce yemini tamamen bitirmiş olmalı veya çalışmadan gelmiş atlara en az 1 saat sonra yem verilmeli, genelde atlar günde iki kez yemlenmeli, çok sıkı çalışan atlarada ise bu sayı 3’e çıkarılmalı, terli ve egsersizden yeni gelmiş atlara hemen su verilmemeli, ahırda kalan atlara sürekli egsersiz yapılmalıdır.

TAYLARIN BESLENMESİ:

0-3 ay’a kadar yaşta olan atlara tay denir.Tayların beslenmesinde en önemli kriter uygun canlı ağırlık artışının sağlanmasıdır. Doğumdan sonra ilk 12 saat içinde taya 500 ml kolostrum verilmelidir. Taylara 3 haftalık yaştan sonra tek başına süt verilmemelidir. Anemiye neden olabilir.Çünkü sütdemir, bakır ve C vitamini bakımından yetersizdir.Taya 2 hafta sonra yem verilmeye başlanabilir. Tay büyütme yemi % 16-18 HP, 12-13 Mkal/kg SE, % 0.8 Ca ve % 0.6 P içermelidir. Konsantre yem düşük selülozlu, lezzetli ve amino asiti dengeli olmalıdır.

BİR YAŞLI ATLARIN BESLENMESİ

Atlar bir yaşına ulaştığında iyi bir şekilde büyümüş, optimum vücut şeklini almış, ayakları gelişimini tamamlamış durumdadır. Sütten kesildikten sonra taylara her 100 kg canlı ağırlık için 1.2 kg kaba yem ve 1.2 kg konsantre yem vermek yeterlidir. Konsantre yem yaklaşık % 16-18 ham protein kapsarken kaba yemler % 10 ham protein içermektedir.

BİR YAŞINDAN BÜYÜK ATLARIN BESLENMESİ

Bu hayvanların rasyonlarındaki protein, kalsiyum ve fosfor miktarı bir yaşındakilere oranla daha düşüktür. Kaba yem oranı %60-70 konsantre yem oranı da %30-40 olmalıdır.

AYGIRLARIN BESLENMESİ

Aygırlar yetiştirme ve tohumlama (şubat-haziran) sezonundan önce ne fazla yağlandırılmalı ne de fazla zayıf olmalıdır. Aygır tohumlamada kullanılacaksa iyi kaliteli çayır otu veya yonca otu ile besin madde ihtiyacı büyük ölçüde karşılanır. Bu hayvanlara konsantre yem fazla verilmemeli daha çok kaba yem ağırlıklı besleme yapılmalıdır. Tohumlama döneminde aygırlar protein, enerji, mineral ve vitamin bakımından yüksek yeme ihtiyaç duyarlar. Tohumlama sezonunda 100 kg canlı ağırlık için 1 kg konsantre yem verilir.

KISRAKLARIN BESLENMESİ

Kısrakların aşırı kilolu yada çok zayıf olması üreme sistemini olumsuz etkilediği için istenmeyen bir durumdur. Laktasyonun ilk 3 ayında konsantre yem toplam yem tüketiminin %45-55’ini oluşturur. Bu dönemde yem tüketimi günde 3.0/100 kg CA’a yükselir.

Laktasyonun 3. ayından sonra süt verimi azaldığından dolayı yem tüketimi de azalır. Konsantre yem oranı rasyonda %30-40’a azaltılabilir.Kaba yemin protein düzeyi ise% 11’den az olmamalıdır.

YARIŞ ATLARININ BESLENMESİ

At bir yaşından itibaren eğitime ve çalışmaya başlar. Yarış atları genelde 2 yaşında yarışmaya başlarlar. Bu dönemde çok iyi dengelenmiş bir rasyonla atın beslenmesi gerekir. Yarış atları yüksek düzeyde enerjiye ihtiyaç duyarlar. Enerji yetersizse yarış performansını etkiler. Atlar bu enerjiyi glikojen ve serbest yağ asitlerinden karşılar. Bu amaçla rasyona glikojen ve yağ ilave edilebilir. Yarış atları CA’nın % 2-2.5’i kadar her gün kuru yem almalıdırlar. Yemin minimum % 35-40 kaliteli kaba yemden, % 60-65‘i ise eksersiz durumuna göre tahıl ağırlıklı konsantre yemden oluşturulmalıdır. Enerji ve protein kaynağı olarak 1-2 yem kullanılmalı ve kaba yem olarak bol yapraklı kuru otlardan yararlanılmalıdır. İlave olarak kalsiyum, fosfor, elektrolitler, iz element ve vitaminler eksersiz durumlarına göre karşılanmalıdır.

ATLARDA ÖNEMLİ BESLENME HASTALIKLARI

LAMİNİTİS: Atlarda oldukça sık ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık ayağın lamina (yumuşak) tabakasının yangısıdır. Genellikle ön ayağa lokalize olmaktadır. Akut yada kronik olarak görülebilir.

Etiyoloji: birçok nedeni vardır. Fakat en önemli nedeni fazla miktarda tane yemin verilmesidir. Karbonhidratların fazlaca alımını takiben kan laktat seviyesi hızla yükselerek dolaşımda kollaps oluşumunu hızlandırır ve at laminitis semptomu göstererek bazen de göstermeden ölür. Klinik belirtiler genelde 10 günde ortaya çıkar. Görülen klinik belirtiler ise yüksek ateş, solunum, kalp ve nabız sayısında artış, aşırı terleme, ayaklarda ağrı ve sıcaklık vardır. Ayak üzerindeki arterlerin pulzasyonu yüksektir. Topallık belirgindir.

SANCI(KOLİK): Sancı, birçok nedene bağlı olarak sindirim sisteminde meydana gelen bozukluklarla karakterize ve ince bağırsaktaki kasların kasılması sonucu oluşan abdomen ağrısıdır.

Fazla miktarda yemin birdenbire verilmesi, stres, midesi dolu olan atların çalıştırılması, parazitlerin varlığında, ani yem değişiklikleri,egzersizden hemen önce yem verilmesi, yemden hemen sonra su verilmesi gibi nedenlerden dolayı sancı oluşmaktadır.

AZOTÜRİ (PAZARTESİ HASTALIĞI): Hastalık yarış atlarında ve fazla çalışan küçük atlarda daha sık görülür. Birden bire arka bacaklarda paraliz ile karakterize olan bu hastalık bir süre dinlendirmede olan atların aniden çalışmaya başlatılmasında sonucu ortaya çıkar.

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genellikle azotüri, glikolisis sonucu dokularda ve kanda laktik asit birikmesi ile bazı mental bozukluklara neden olan bir myopati olarak tanımlanır. Klinik belirtiler egzersizin ilk 15 dakikası içinde ortaya çıkmaktadır.

OSTEOKONDROZİS (Endokondral Kemikleşmede Bozukluk)

Topallık yarış atlarında en çok görülen klinik bir problemdir. Hastalığın iki formu vardır.

Birincisi kıkırdakta kalıtımsal bozukluk (genetik), ikincisi ise normal kıkırdak yapı üzerinde meydana gelen bozukluk olarak tanımlanır.(beslenmeye bağlı)

Atlarda yüksek kalori alınması osteokondrozisin oluşmasında en önemli etkendir. Ayrıca rasyonda bulunan fazla miktardaki ham protein de osteokondrozise neden olmaktadır. Atlarda bakır noksanlığı ve çinko fazlalığı sonucu ortopedik gelişim bozukluları görülmektedir.

YARIŞ ATLARINDA PERFORMANSI ARTIRMA UYGULAMALARI

Yarış atlarında iyi bir besleme programı ileperformans arttırılabilir. Bu amaçla denenmiş farklı besleme stratejileri şunlardır;

1-)Glukoz uygulama: Atlarda yapılan her iş esnasında kas glikojeni azalır. İşten önce glukoz solusyonlarınınoral veya intra venöz yollaverilmesiyle kaslara glukoz sağlanmış olur.

2-)Karbonhidratyükleme:CHO tüketimi ilekaslarda glikojen birikimi, glikojen ile dayanıklılık arasındaki ilişkiler esas alınarak atlarda performansı artırmak için uygulanan bir yöntemdir. Prensibi kaslarda glikojen içeriğini arttırmak ve iş yapan hayvanlardaanaerobik yorgunluğun başlamasını geciktirerek iş yapma süresini arttırmaktır.

3-)Rasyona yağ katılması: Rasyona yağ ilave edilerek yem miktarı artırılmadan enerjidüzeyi arttırılır. Yağ ilavesiyle dayanıklılık arttırılırve yorgunluk geciktirilebilir.Yarış esnasında % 10 oranında yağ içeren rasyonlar tavsiye edilebilir.

4-)Bikarbonat kullanımı: Ekstrasellüler sıvıda bikarbonat konsantrasyonu artırılarak kaslardan laktik asit akışı hızlandırılabilir. İşten 2-2.5 saat önce 120-150 g NaHCO3 verildiğinde tırıs koşu atlarının bir mil mesafeyiyaklaşık 1.2 saniye daha hızlı koştuğu belirlenmiştir.

5-)N,N-dimetilglisin kullanımı: İşten sonra kan laktik asit konsantrasyonunu azaltır. Ergin bir atta 1.6 mg DMG/kg CA miktarında kullanılır.

6-)Maya kullanımı: Proteinin etkin kullanımı ve kas gelişimi için az miktarlarda canlı maya kültürü kullanılır. Taylarda günde 2 kere verilen maya kültürünün N retensiyonunu %160 arttırdığı tespit edilmiştir.

KAYNAKLAR

1-Hayvan besleme ve beslenme hastalıkları kitabı

2-http://www.veterinary.ankara.edu.tr/docs/atbeslemesunum.pptProf. Dr. M. Kemal KÜÇÜRKERSAN

3-http://forum.veterinerhekimiz.com/thread-22583.html?highlight=at+beslemeProf. Dr. Fatma İNAL

 

Devamı

Rasyon nedir? Dengeli Rasyon Nasıl Ayarlanır?

Asırlardan beri insanlarla yan yana yaşayan çiftlik hayvanları, etleri, sütleri, güçleri ve benzer ürünleriyle insanlara hizmet etmişlerdir.Zaman olmuş insanlarla birlikte kuraklığa, kıtlığa göğüs germiş; zaman olmuş bolluğun nimetlerini insanlarla birlikte paylaşmışlardır.Ama bu dostlarımız insanlara karşı hiçbir zaman nankör davranmamış, bizim kendilerine sunduklarımızı, daha değerli bir şekilde bizlere iade etmişlerdir.

Hayvansal üretimin amacı, insan beslenmesi için gerekli besin maddelerinin sağlanmasıdır.Hayvansal proteinler kapsamış oldukları yeterli ve dengeli miktardaki esansiyel amino asitlerden dolayı bitkisel proteinlerden daha üstün bir biyolojik değerliliğe sahiptir.Hayvanlarda verim, genetik ve çevre faktörlerinden etkilenmektedir.Genetik yapının elverdiği ölçüde verim alabilmek için çevresel faktörlerin en uygun bir biçimde sağlanması gerekmektedir.Bu faktörler içinde en önemli olanı beslenmedir.Ayrıca hayvansal ürün elde edilmesinde yem giderlerinin toplam giderler içindeki oranı ortalama %70 kadardır.Ucuz ve yeterli miktarlarda hayvansal ürün elde edilebilmesi için hayvanların dengeli ve ekonomik bir şekilde beslenmesi gerekir.

DENGELİ RASYON

Yaşama ve verim payı için gerekli tüm ihtiyaçların karşılanması yeterli miktarda enerji(karbonhidrat,yağ), protein, mineral, vitamin ve su tüketimine bağlıdır.Tüm bu ihtiyaçları karşılayan rasyona dengeli rasyon denir.Yani hayvanın 24 saatlik besin maddeleri ihtiyacını uygun bir oran ve miktarda karşılayan yem karışımıdır.

Herhangi bir verimi olmayan, vücut yapısı değişmeyen ve iş yapmayan bir hayvana yalnızca yaşama fonksiyonlarını sürdürebilmesi için verilen 24 saatlik yeme yaşama payı rasyonu denir.

Hayvansal verimlerin (et, süt, yumurta, yapağı vb.) elde edilebilmesi için yaşama payı rasyonuna eklenerek hayvanlara verilen 24 saatlik yeme verim payı rasyonu denir.

Hayvanların türlerine göre yaşama ve büyüme, laktasyon, yün, yumurta gibi verim fonksiyonları göz önüne alınarak besin maddeleri ve enerji ihtiyaçları belirlenmiştir.Saptanan bu değerler beslenme standartları olarak kabul edilir.Rasyonlar besleme standartlarına uygun olarak hazırlanmalıdır.Ayrıca bir rasyonda yem maddelerinin sayısı ne kadar fazla olursa rasyon o kadar değerli olur.

 

RASYON HAZIRLANMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Rasyon hazırlanmasını etkileyen faktörler hayvan, yem ve maliyet ile ilgili faktörler olmak üzere üç grupta incelenmektedir.

A)Hayvan İle İlgili Faktörler

Bir rasyonun hazırlanması için birinci koşul, hayvanın günlük besin madde ile enerji ihtiyaçlarının ve yem tüketiminin belirlenmesidir. Bunun için besleme standartlarından yararlanılır.

Hayvanın enerji ve besin madde ihtiyaçları besleme standartlarında iki şekilde ifade edilir.

1)Hayvanın günlük yem tüketimi ve tüketilen yem içerisinde bulunması gerekli enerji ve besin maddelerinin günlük toplam miktarı belirtilebilir.

2)Hayvanın günlük yem tüketimi ve tüketilen yem içerisinde bulunması gerekli enerji ve besin maddelerinin yüzde ya da bir kg. rasyondaki miktarı belirtilebilir.

Son yıllarda en çok kullanılan besleme standartları ABD’nde NRC, İngiltere’de ARC, Fransa’da INRA tarafından yayınlanmaktadır.

Besin maddeleri g, ppm veya yüzde olarak ifade edilebilir.Bazı vitaminler (A,D) IU(enternasyonel ünite)  cinsinden ifade edilir.Protein ihtiyacı ham protein (g, g/kg veya %), ince bağırsakta emilebilen protein veya son yıllarda metabolize olabilir protein cinsinden ifade edilmektedir.Enerji ise değişik sistemlere ait değerlerle ifade edilmektedir.Ruminantlar için, Tüm Sindirilebilir Besin Maddeleri (TDN), Metabolize Olabilir Enerji (ME), Sindirilebilir Enerji (SE) ve Net Enerji (NE) kullanılabilmektedir.

Bazı durumlarda hayvanların ihtiyaçlarını gösteren tablo değerleri veya hesaplama yöntemlerindeki birimler ile rasyon hazırlanmasında kullanılacak yemlerin besin madde birimleri farklı olarak kullanılabilmektedir.Böyle durumlarda da birimlerin birbirine dönüştürülmesi gerekebilir.Sıkça kullanılan birimlerin birbirlerine dönüştürülebilmesi için gerekli olan denklemler:

1 mega joule=1000 kilo joule

1 mega joule=1000 000 joule

1 kilo joule=1000 joule

1 kg =1000 g

ppm = milyonda bir kısım(mg/kg)

ppb = milyarda bir kısım(mg/ton)

1 kalori= 4.184 joule

1)Yem Tüketimi / Kuru Madde Tüketimi

Hayvanın açlık duygusunu gidermek ve sindirim sisteminin normal çalışmasını sağlamak için belirgin miktarda yem kuru maddesine (KM) ihtiyaç duyulur.

Hayvanın kuru madde tüketimi bazı fizyolojik ve fiziksel sınırlandırmalara sahiptir. Fizyolojik sınırlandırmaları hayvanın türü(sindirim sistemi kapasitesi), yaşı(canlı ağırlığı) ve verim yönü (süt et verimi,gebelik vs.), fiziksel sınırlandırmaları ise yemlerin kalitesi ve hayvana veriliş biçimi oluşturur.Hayvanlarda yem KM tüketimi pratikte canlı ağırlıkları dikkate alınarak belirlenebilir.

Devamını görüntülemek için giriş yapmak zorundasınız.

Devamı
Toplam 11 sayfa, 9. sayfa gösteriliyor.« İlk...7891011