- Gebelik devamınca, gelisen yavru annenin obligat bir parazitidir.
- Böyle bir yavrunun uygun bir ortamda gelişmesi ve korunmasi annenin fizyolojik bütünlüğüne bağlıdir.
- Annenin, embriyogenesis, fatal yaşam ya da doğum anında ilaçlarla karşı karşıya gelmesi, gametlerin ve yavrunun gelişmesini ile işlevini etkileyebilmektedir.
- Örnegin, zigotun uterusa bağlanmasından önce uygulanan ilaçlar blastositi etkileyerek embriyonik ölümlere veya anomalilere neden olurken ileri gebelerde fotüsde işlevsel bozukluklara sebebiyet verebilmektedir.
- Bu nedenle, gebelik süresince, ilaçla tedavide bir takim güçlüklerle karşilaşılmakta ve bu dönemde ideal bir ilaç seçimine gereksinim duyulmaktadir.
Anestezik türevlerin etkisi
1. Genel Anestezikler
- Birçok anestezik türevi plasentayı geçerek yeni doğan yavrunun M.S.S.’ nde önemli bozukluklara neden olurlar.
- Biyotransformasyonu gerektiren intravenöz anestezik türevleri (barbitüratlar gibi) veya böbrekler yoluyla atılım gerektiren ilaçlar (ketamin gibi) doğumu takiben yavru üzerinde uzun süre bozukluklar oluşturduklarından kullanılmaları oldukça sakıncalı olabileceği vurgulanmıştır.
- Afyonlu uyuşturucular anne kan dolaşımından fötuse kolayca geçerek yeni doğanda solunum sistemi ile ilgili bozukluklar oluştururlar.
2. Trankilizanlar
- Genel anestezikler gibi plasentayı geçerek yavruda istenilmeyen etkiler oluşturabilirler.
- Bunlar arasında klorpromazin, yavru da uzun süreli sedasyon ve etinopati, diazepam, klor- diyazoksid ve fenitoin ise neonatal bozukluklar oluştururlar.
3. Lokal Anestezikler
- Anne kan dolaşımı tarafmdan hızla absorbe edilirlerse fötusun M.S.S. de depresyon, bradikardi ve asidozis meydana getirirler.
- Antimikrobiyal ilaçlarının kullanımı gebelik hem anne hemde yavru açısından bazı antimikrobiyal ajanlara karşı reaksiyon riskini artırmasının yanısıra birçok antibiyotiğin farmakokinetiğinide etkiler.
Penisilinler : Bu gurup altında olan ampisilin plazma konsantrasyonu gebe olmayanlara nazaran gebe olanlarda daha duşüktür. Bu fenomen, gebelik süresince ilacın büyük hacimlerde dokulara yayılıp çok hızlı yıkımlanmasıyla açıklanabilir.
Tetrasiklinler: Dişlerde hipoplazi ve uzun kemiklerin gelişmesini engeller. Bunun yanısıra yavruda karaciğerde nekroz, pankreasın yangılanmasına, böbrek yıkımlanmalarına ve protein sentezini durdurarak anti-anabolik etkiye neden olurlar.


